Bu Blogda Ara

8 Nisan 2010 Perşembe

Kıyamete yakın Kuran yazısının silinmesinin yorumu !

A harfi ayırmak (Mekan kavramı ) , B harfi ( zaman kavramı )  birleştirmektir.
A örneği  ;  Açmak , Atmak , Almak , Açmak ,Akmak , Ayırmak  vs
B Örneği  ; Bakmak , Batırmak , Başarmak , Bağlamak , Bırakmak , Bitirmek vs
Diğer bütün sesli harfler bu  A dan ve Bütün sesiz harfler B den türer temel .
Dildeki seslerin birleşimi ile  mekansal ve zamansal yapı oluşarak Akıl doğar .  
İki temel dil vardır . Türkçe gibi türeyen dunya ( mekan ) dili  , Arapça  gibi bükümlü dinsel (zaman) dili .
Türkçe’de a,e,i,ı,ü,u,o,ö  olmak üzere  23   = 8  (2n   = Kombinasyon   ) simetri ve Sessiz  H=G  B=P  T=D gibi 8*8=16+8 =24 +5 ( aynı üçlü gurup )  = 29
23   = 8  , 23   = 8  temel  mekan ve zaman boyutu inşa eder . Örnek Programı İnceleyin .
Arapça’da  Bütün kelimeler Üç temel Harften türeyen 36 kalıptan oluşan yapı  vardır . Zaman (N! ,permutasyon ) Nasıl oluştuğunu gözlemleyin .     . Örnek programı inceleyin .

Kuran bir veridir , onun yorumlanması gerekir . Yorumcusu insan Aklıdır .  Bilgisayarın cd deki 0 , 1 lerden oluşan diziyi yorumlaması gibi . Yorumlanamayan veri silinmiş demektir .
Cifir ilmini gerçek anlamda bilen var mi ? Yok .
Gerçek anlamda kuranı yorumlayan var mi ? . Yok .
İslam dunyasının durumuna bakınca , Kuranı tam anlayan hiç bir  kimse  var mı ? . Yok .

Kuran okunarak eski bilinen dışında bir şey üretilemiyorsa Kuran’ın yazıları silinmiştir .  Eski şeyleri Kuran olmadan da okunabilir . Kuranda şu an belki çok az okunacak  yazı kalmış olabilir , fakat çoğu silinmiştir . Onu okuyacak , Akıl ve Gönül yok gibi görünüyor .


Kuran gözlem aleti olarak kullanılmalı ki paslanmasın ve çalışabilsin yanı doğanın yazıları okunabilsin .  Yazı okunmasa CD çalışmaz . Çalışmayan CD  değersiz plastiktir.

Yecuc mecuc un ortaya çıkışı . ( DNA sarmalı sağa doğru olan İnsanlar.)

Her gün yer yüzüne çıkmak için  kazırlar ara verdikler zaman kazıdıkları yer kapanır . Kıyamete  yakın kazımayı bırakmazlar ve yer yüzüne çıkarlar . Bir günde gölü kurutacak  kadar kalabalıklar . Savaş la yenilmeleri mümkün değildir . Dua ile boyunlarında çıkan kurtla telef olurlar .    
Dünya merkezinde  , çekim kuvveti sıfır olduğundan iç bük ey bir yaşam alanı olabilir. Enerjisini magmadan alan  ve Atmosferi , Denizi , karası olan cennet gibi bir yer. Diş bük ey dünyadan uzaya  çıkmak kolay , fakat iç dünyadan magmayı  delip yüzeye çıkmak hiç kolay değil . Gerçekten üstün bir teknoloji gerekir .
 Ademle Havva dünya çekirdeğinde yaşıyor idi iseler  , Magma  cehennem , bütün yıldızların çekirdeği cennet olabilir .  

Zülkarneyn'in  Demir'in  üzereni Bakir eritmesi ile iki dağı doldurup Yecuc , Mecec  dunyaya gelmelerin engel olmuş olabılır . Burada iki dağ iki manyetik kutup , Demir dinamonun  çekirdeği , Bakırda Bakır sargı olabılır . Galaksiler arası zaman  yolculuğu çok kuvvetli manyetik kuvvetle engelleyip Dunyayı istila etmeleri önlenmiş olabılır .

Zülkarneyn'in Güneşin doğduğu yere gittiğinde , zamanın başlangıcında uzak Galakside  ilk medeniyetin oluştuğu yere gitmiş ve orda güneşe karşı örtü koruyucu ( 18 sure 90 ayet  , ozon tabakası gibi ) yoktu .  Güneşin battığı yer ( 18 Sure 86 ayet , Güneşin enejisini tükenmeye başladığı yıldız anlatılmış olabılır . Bu şekilde düşünüldüğünde ışık hızı aşılamaz olarak bilindiğinden  kıyamet bağımsız olarak  her güneş sisteminde kopuyor ve uygarlıklar yok oluyor olabılır . Dunyadaki bütün canlıların DNA sı sola doğru olması bir mucize . Başka Gezegenlerde DNA sı sağa doğru olan canlılar yaşayabilir . O zaman bu iki yaşamın bir şekilde buluşmaması gerekir . Yecuc Mecuc un genlerin sarmalı  acaba sağa doğru mu ?  . 

 (Zülkarneyn'in işi) böyle idi... (Kehf sûresi: 83...)

83. (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
85. O da bir yol tutup gitti.
86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
87. O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak."
88. "İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz."
89. Sonra yine bir yol tuttu.
90. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
91. İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
93. Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
94. Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
95. Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım."
96. "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (körükleyin)!" dedi. Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim" dedi.
97. Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
98. Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi haktır, dedi.
99. O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
100. Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmişizdir.
101. Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmişizdir.
102. Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık.
103. De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?
104. (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.
105. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız.
106. İşte, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve resûllerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.
107. İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır.
108. Orada ebedî kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.
109. De ki: Rabbimin sözleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir.
110. De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh'ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

2 Nisan 2010 Cuma

ESMA-ÜL HÜSNA YORUMU

ESMA-ÜL HÜSNA YORUMU

ALLAH
Esmaül Hüsna'daki birinci isimdir.
Adedi : 66
Yıldızı : Güneş
Yorumu : Tüm duaları kabul olur, rızkı artar.

ER RAHMAN
Esmaül Hüsna'daki 2. isimdir.
Adedi : 298
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Affedip, merhamet eden. İnayet ve ihsanda bulunan.
Yorumu : Yardım sağlamak. İşlerin düzelmesi. Korku ya da bunalımdan kurtulmak.
İsteklerin olması. Hayranlık ve saygınlık kazanmak. Kuvvetlendirici ve düzeltici esmadır. Tek kullanılmaz. Diğer esmalarla birleştirilir.

ER RAHİM
Esmaül Hüsna'daki 3. isimdir.
Adedi : 258
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Şefkat ve merhameti sınırsız olan. İnayeti her şeyi kapsayan.
Yorumu : Rızk sağlamak. İnsanların arasını düzeltmek. Şifa ve refah. Bu esma da tek
başına kullanılmaz. Diğer bir ya da iki esma ile kombine edilmelidir.

EL MELİK
Esmaül Hüsna'daki 4. isimdir.
Adedi : 90
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Evrenin sahibi ve hükümdarı.
Yorumu : Dünyada ve Ahiret'te mevkisi artar, bütün kötülüklerden emin olur, zalimin karşısında güçlü olur, sevilir, sayılır, her yerde sözü geçer ve bir çok sırra vakıf olur

EL KUDDÜS
Esmaül Hüsna'daki 5. isimdir.
Adedi : 170
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Temiz olan. Hata ve eksikliği olmayan.
Yorumu : Kişiyi maddi, manevi sıkıntılardan kurtarır. Bolluk. Sezileri geliştirmek.
Ruhsal ve fiziksel şifa. Ahlaken güçlenmek.

ES SELAM
Esmaül Hüsna'daki 6. isimdir.
Adedi : 131
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Tehlikeden kurtaran. Hiçbir şeyden zarar görmeyen.
Yorumu : Rızk. Başarı. Ruhsal şifa. Dilek ve isteklerin önemli kimseler tarafından kabul
edilmesi. Zorluktan selamete çıkmak. Rahata kavuşmak. Bu esma evlenme ve evlendirme işlerinde de faydalı olur fakat tek olarak kullanılmaz.

EL MÜMİN
Esmaül Hüsna'daki 7. isimdir.
Adedi : 174
Yıldızı : Ay
Anlamı : Azaptan kurtaran. Kendisine sığınanlara aman veren. İman ışığı uyandıran.
Yorumu : Dini duygu ve anlayışı arttırmak. Kişinin manen rahatlaması.

EL MÜHEYMİN
Esmaül Hüsna'daki 8. isimdir.
Adedi : 145
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Gözetici ve koruyucu.
Yorumu : Kalbinde ilim nuru zuhur eder, insanların aklından geçeni anlar, düşmanların şerrinden kurtulur, dileklerine ulaşır.

EL AZİZ
Esmaül Hüsna'daki 9. isimdir.
Adedi : 94
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Mağlup edilmeyen ve hükümlerinde mutlak galip olan.
Yorumu : Yücelticidir. Dünya ve Ahiret'te dereceleri artar, insanlar arasında yücelir, herkes tarafından sevilir, rızkı artar, kimseye muhtaç olmaz.

EL CEBBAR
Esmaül Hüsna'daki 10. isimdir.
Adedi : 206
Yıldızı : Mars
Anlamı : Emirlerine karşı gelinemeyen. Kırıkları yenileyen.
Yorumu : İnsanlar tarafından sevilir, insanların, cinlerin ve şeytanın şerrinden kurtulur.

EL MÜTEKEBBİR
Esmaül Hüsna'daki 11. isimdir.
Adedi : 662
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Büyüklüğünü herşeyde gösteren. Herşeyde büyüklüğü görülen.
Yorumu : Herkes tarafından sevilir, her türlü beladan kurtulur, maddi ve manevi kazancı artar.

EL HALİK
Esmaül Hüsna'daki 12. isimdir.
Adedi : 371
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Yoktan yaratan. Her şeyi önceden belirleyen.
Yorumu : Maddi ve manevi her türlü hastalıklarından kurtulur, işlerinde başarılı olur, tüm sıkıntılarından kurtulur

EL BARİ
Esmaül Hüsna'daki 13. isimdir.
Adedi : 214
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Her şeyi en uygun durumda yaratan.
Yorumu : Baskıları sona erdirip, sıkıntı veren konulardan kurtarır.

EL MUSAVVİR
Esmaül Hüsna'daki 14. isimdir.
Adedi : 336
Yıldızı : Ay
Anlamı : Şekil veren.
Yorumu : Sanat ve meslekte başarı. Herhangi bir şeyi oluşturmak. İstenen bir kimsenin
rüyasına girmek. Kadınların kolay doğum yapması. Maddi, manevi herhangi bir işte uzmanlaşır, en zor işleri başarır, isteğine erişir.

EL GAFFAR
Esmaül Hüsna'daki 15. isimdir.
Adedi : 1281
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Affı sınırsız olan. Kendisine, kulun günahlarını unutturan.
Yorumu : Kişileri barıştırma ve sakinleştirmek.

EL KAHHAR
Esmaül Hüsna'daki 16. isimdir.
Adedi : 306
Yıldızı : Mars
Anlamı : Her istediğini yapmaya gücü yeten. Hükümlerinde galip ve hakim olan.
Yorumu : Kişinin kendisini disipline edip, istemediği hislerden kurtulması. Düşmanlarına galip gelir, gayri meşruya olan isteği yok olur, şeytani ve nefsani istekleri söner.
 Bu esmayı kişinin kendi üzerinde aşırı kullanması seks itilimlerini öldürür.

EL VEHHAB
Esmaül Hüsna'daki 17. isimdir.
Adedi : 14
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Nimetleri karşılıksız ihsan eden.
Yorumu : Rızk ve maddi çıkar sağlamak. Hiç zahmetsiz bol rızka erişir, malı mülkü artar, dünyevi ve uhrevi birçok ilime sahibi olur.

ER REZZAK
Esmaül Hüsna'daki 18. isimdir.
Adedi : 308
Yıldızı : Venüs
Anlamı : İhtiyaç duyulan her şeyi veren.
Yorumu : Rızk sağlamak. Para kazanmak. Dünyasal menfaat ve bolluk. Hiç umulmadık yerden bol rızk gelir, ömrünün sonuna kadar Allah'tan(CC) başka kimseye muhtaç  olmaz, maddi ve manevi sıkıntılardan kurtulur.

EL FETTAH
Esmaül Hüsna'daki 19. isimdir.
Adedi : 489
Yıldızı : Merkür
Anlamı : Kapıları açan. Zorlukları çözen.
Yorumu : Rızk. Evlilik çalışmaları için iyidir fakat vefkinin hazırlanması şarttır. Dünyada ve Ahirette tüm kapılar kendine açılır, ticarette başarıya ulaşır, dünyevi ve uhrevi ilimlerde ilerleme kaydeder.

EL ALİM
Esmaül Hüsna'daki 20. isimdir.
Adedi : 150
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Her şeyi bilen. Bilimi sınırsız ve kendisine has olan.
Yorumu : Bu esmanın, çocukların ve gençlerin eğitimde ve imtihanda başarılı olmaları
için kullanılması mümkündür. Dünyevi ve uhrevi tüm ilimleri kazanır, hafızası kuvvetlenir

EL KAABIZ
Esmaül Hüsna'daki 21. isimdir.
Adedi :903
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Sıkan. Daraltan.
Yorumu : Düşmanların zulmünden, kötü huylardan kurtulur, insanların sevgisine erişir.

EL BASIT
Esmaül Hüsna'daki 22. isimdir.
Adedi : 72
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Açan. Genişleten.
Yorumu : Ruhsal şifa. Ruhsal güzellik ve rahatlık. Rızkı genişler,mal ve parasının bereketi artar, tüm korkularından kurtulur, herkesin yardımını görür maddi ve manevi dereceleri artar.

EL HAFID
Esmaül Hüsna'daki 23. isimdir.
Adedi : 1481
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Alçaltan, yokluğa, hastalığa, cehle dönüştüren. (Başka bir anlatımla: Her şeyi
negatif hale sokan).
Yorumu : Düşmanların kötülüklerinden kurtulur, kimse ona kötülük edemez ve belalardan korunur.

ER RAFİ
Esmaül Hüsna'daki 24. isimdir.
Adedi : 351
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Yükseltip, kaldıran. Dereceleri arttıran. (Başka bir ifadeyle: Her şeyi pozitife
dönüştüren).
Yorumu : Güç ve itibar kazanmak. İktidar sahibi olmak. Herkes tarafından sevilir, insanların içinde, mevkiinde ve işinde yükselir.

EL MUİZ
Esmaül Hüsna'daki 25. isimdir.
Adedi : 117
Yıldızı : Güneş
Anlamı : İzzet veren. Şereflendiren.
Yorumu : İtibar ve şeref kazanmak. Bu esma ile yapılacak olan çalışmalar, "Muidül
Muiz" şeklinde yapılırsa çok daha etkili olur.

EL MÜZİL
Esmaül Hüsna'daki 26. isimdir.
Adedi : 770
Yıldızı : Mars
Anlamı : Kötü ve sefil eden. Süründüren. İktidar ve şerefi alan. Sıkıntı çektiren.
Yorumu : Düşmanlarına galip gelir, şerefi artar. Düşmana üstün gelmek.

ES SEMİ
Esmaül Hüsna'daki 27. isimdir.
Adedi :80
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Herşeyi duyan.
Yorumu : Yardım etmek. Ruhsal ve psikolojik sağlığa yardımcıdır. Daha az oranda da
kulak medyumluğu, Aşk, sevgi, Duaları kabul olur, gizli, açık her sesi zamanla işitir

EL BASİR
Esmaül Hüsna'daki 28 . isimdir.
Adedi : 302
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Herşeyi gören.
Yorumu : Kişinin zihninin açılması. Vizyon. İmajinasyon. Görücü medyumluğa
yardımcı olabilir. Tüm işlerinde başarı kazanır ve hiçbir konuda aciz kalmaz.

EL HAKEM
Esmaül Hüsna'daki 29. isimdir.
Adedi : 68
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Hakkı yerine getiren. Hakla hükmeden.
Yorumu : İsteklerin kabul edilmesi ve hukuksal işler. Mahkemeler. Haklı davasını kazanır ve duaları kabul olur.

EL ADİL
Esmaül Hüsna'daki 30. isimdir.
Adedi : 104
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Sınırsız adaletli.
Yorumu : Haklı davayı kazanır, hakkını alır ve adaleti gerçekleştirir. Bu esmanın, diğer esmalarla birleştirilerek, kişiyi yükseltici güç olarak kullanılması olasıdır.

EL LATİF
Esmaül Hüsna'daki 31. isimdir.
Adedi : 129
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Her şeyin bütün inceliğini bilen. En ince şeyleri yaratan.
Yorumu : Dileklerin olması. Sevgi ve beğeni kazanmak. Astral kontaklar kurmak. Şifa. Her türlü dilek ve isteğe kavuşur, her türlü hastalıktan kurtulur, insanların ve cinlerin şerrinden emin olur.

EL HABİR
Esmaül Hüsna'daki 32. isimdir.
Adedi : 812
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Herşeyin gizli yanını bilen.
Yorumu : Bu esma, klasik yorumlarda görülebileceği gibi, kişinin istihare denilen
yöntemle bir şeyi kendi rüyasında görmesinden ziyade, başka bir insanın rüyasına girmek için kullanılır. Hafızası gelişir, idraki genişler.

EL HALİM
Esmaül Hüsna'daki 33. isimdir.
Adedi : 88
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Affı ve bilimi sınırsız olan.
Yorumu : Ahlak güzelleşir, hiddeti söndürür, zulüm ve haksızlığa uğramaz. Fazla yaramaz çocukları sakinleştirmekte kullanılır.

EL AZİM
Esmaül Hüsna'daki 34. isimdir.
Adedi : 1020
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Büyüklüğü sınırsız olan.
Yorumu : Her yerde sözü geçer, herkes tarafından sevilir, sayılır, maddi ve manevi dereceleri artar. Kişinin sabrını yükseltmek ve İşinde terfii etmesi.

EL GAFUR
Esmaül Hüsna'daki 35. isimdir.
Adedi : 1286
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Suç ve günahları unutturup, bağışlayan.
Yorumu : Gaffar ismi ile aynidir. Sakinlik kazanmak ve karşılaşılan insanları
rahatlatmak için kullanılır. Korktuğu şeylerden emin olur, günahları af olur, kötü huylardan kurtulur.

EŞ ŞEKÜR
Esmaül Hüsna'daki 36. isimdir.
Adedi : 526
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Hoşnutluğu için yapılanların mükafatını veren.
Yorumu : Rızk ve şans. İstediği her işte başarılı olur, kısmeti açılır, rızkı artar.  Samed ismiyle ayni.

EL ALİY
Esmaül Hüsna'daki 37. isimdir.
Adedi : 110
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Yüceliği ve Bilimi sonsuz olan.
Yorumu : Kişiyi yüceltmek ve özellikle iş alanında belli sınıflara yükseltmek için
kullanılır. Dereceleri artar, isteklerine çabuk erişir, maddi ve manevi bütün ilimlere erişir.

EL KEBİR
Esmaül Hüsna'daki 38. isimdir.
Adedi : 232
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Büyüklüğü kendisinden başkasınca bilinmeyen.
Yorumu : Saygı ve itibar kazanmak. Halk arasında sivrilir, maddi ve manevi büyüklüğe erer.

EL HAFİZ
Esmaül Hüsna'daki 39. isimdir.
Adedi : 998
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Herşeyi saklayan. Kaza ve beladan koruyan.
Yorumu : Koruma ve korunma. Her türlü bela, afet ve düşmandan madden, nefsen emin olur.

EL MUKİT
Esmaül Hüsna'daki 40. isimdir.
Adedi : 550
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Rızkları verip, ulaştıran.
Yorumu : Rızk ve kişiyi zenginleştirmek. Muhtaç olunan her türlü talebi elde eder, kazancı artar.

EL HASİB
Esmaül Hüsna'daki 41. isimdir.
Adedi : 80
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Herşeyin hesabını tutan.
Yorumu : Düşmanı hor ve zelil eder, duaları kabul olur, ummadığı yerden rızkı gelir, kimseye boyun eğmez. Parayla ilgili işlerde kullanılır. Paranın çoğalması ve belli bir düzeye gelmesi.

EL CELİL
Esmaül Hüsna'daki 42. isimdir.
Adedi : 73
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Şanı, azameti, ululuğu büyük olan.
Yorumu : Güçlü olmak. İnsanlar üzerinde etki sağlamak. Zalimleri hor ve zelil eder, herkes tarafından sevilir.

EL KERİM
Esmaül Hüsna'daki 43. isimdir.
Adedi : 270
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Keremi sınırsız derecede bol olan.
Yorumu : Rızkını bol ve çok kolay kazanır, fakirlikten kurtulur, her türlü maddi ve manevi beladan kurtulur. Para için kullanılır fakat bu esmayı kişi ancak kendisi için kullanabilir.
Başka birisi adına çalışılamaz.

ER RAKİB
Esmaül Hüsna'daki 44. isimdir.
Adedi : 312
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Herşeyin üzerinde gözcü olan ve herşeyi murakabesi altında tutan.
Yorumu : Allah'ın(CC) sevgisine erişir, hafızası kuvvetlenir, her işte başarılı olur.
Koruma, korunma. Hafızayı güçlendirmek. Manyetik güç kazanmak. Mistik
anlayışı arttırabilmek. Başka esmalarla birleştirildiği takdirde sevgi ve iletişim işlemlerinde kullanılabilir.

EL MÜCİB
Esmaül Hüsna'daki 45. isimdir.
Adedi : 55
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : İstekleri veren.
Yorumu : Her türlü Duası kabul olur, kimse isteklerine karşı gelemez. Sevgi ve beğeni kazanma işlemlerinde kullanılır

EL VASİU
Esmaül Hüsna'daki 46. isimdir.
Adedi : 137
Yıldızı : Ay
Anlamı : Asla darlığa düşmeyen ve çok hoşgörülü olan.
Yorumu : Sağlık. Rızk. Ahlaki değerlerde güçlenme. Bolluk. Darlığa düşmez, geçim sıkıntısından ve tüm kötü huylardan kurtulur, malı mülkü artar, ömrü uzar.

EL HAKİM
Esmaül Hüsna'daki 47. isimdir.
Adedi : 78
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Emir ve işleri hikmetli olan.
Yorumu : Uzağı görür, ilim ve hikmet sahibi olur, manevi hastalıklardan kurtulur. İnsanı yönetici konumlara getirir. Bir insanı çevreden ya da bir yerden def etmek için de kullanılır.

EL VEDUD
Esmaül Hüsna'daki 48. isimdir.
Adedi : 20
Yıldızı : Ay
Anlamı : Sevilip, dostluğu kazanılmaya en fazla layik olan.
Yorumu : Allah'ın ve tüm insanların sevgisini kazanır.  Barıştırma. Aşk. Sevgi.

EL MECİD
Esmaül Hüsna'daki 49. isimdir.
Adedi : 57
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Şanı, şerefi, parlaklığı yüce olan.
Yorumu : Rızk sağlamak. İzzeti ve şerefi artar, halk tarafından sevilir hiçbir işinde zorluk çekmez. Otorite ve ikdidar kazanmak.

EL BAİS
Esmaül Hüsna'daki 50. isimdir.
Adedi : 573
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Sebep olan. Ölüleri dirilten.
Yorumu : Alacağını kurtarmak. İradesi güçlenir, borçlarını öder, alacaklarını alır, ticareti artar.

EŞ ŞEHİD
Esmaül Hüsna'daki 51. isimdir.
Adedi : 319
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Her zamanda ve her mekanda hazır bulunan.
Yorumu : İmanı, heybeti artar, halk arasında sevilir, şehitlik mertebesine ulaşır.  İtibar kazanmak. Medyumluğu geliştirmek.

EL HAK
Esmaül Hüsna'daki 52. isimdir.
Adedi : 108
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Varlığı değişmeden duran.
Yorumu : Tuttuğu her işi neticelendirir ve o işte sabit kalır, imanda ve ibadetlerde sebatlı olur ve imanlı ölür. Yalandan korunma.

EL VEKİL
Esmaül Hüsna'daki 53. isimdir.
Adedi : 66
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Kendisini vekil kılanların bütün işlerini yapan.
Yorumu : Allah'ın(CC) her türlü yardımı görür, rızkı genişler, her türlü korkudan emin olur.

EL KAVİ
Esmaül Hüsna'daki 54. isimdir.
Adedi : 116
Yıldızı : Mars
Anlamı : Yenilmeyen. Güçlü olan.
Yorumu : Maddi ve manevi her türlü güce kavuşur, her türlü zor işi kolaylıkla halleder.
 Vücut direnci sağlar. Diğer esmalar için güçlendiricidir.

EL METİN
Esmaül Hüsna'daki 55. isimdir.
Adedi : 500
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Çok sağlam olan.
Yorumu : Şifa ve dayanıklılık. Maddi ve manevi her konuda sağlam olur, her türlü hastalıktan kurtulur.

EL VELİ
Esmaül Hüsna'daki 56. isimdir.
Adedi : 46
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Şefkat ve iyilik gösteren.
Yorumu : Her işinde Allah'ın(CC) yardımını alır, maddi ve manevi dereceleri artar. Hikmet sahibi olmak. Şifa ve şifacılık.

EL HAMİD
Esmaül Hüsna'daki 57. isimdir.
Adedi : 66
Yıldızı : Jüpiter.
Anlamı : Tek öğülüp, hamdedilecek olan.
Yorumu : Ticarette başarılı olur, dünya malı artar, herkes tarafından sevilir.Kişiyi yüceltmek. Şifa. Sosyal seviyede, meslekte ve Astral katlarda yükselmek.

EL MUHSİ
Esmaül Hüsna'daki 58. isimdir.
Adedi : 148
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Her şeyin sayısını bilen.
Yorumu : Hafızası kuvvetlenir, zekası artar, doğru kararlar alır. Zeka kazanmak.

EL MÜBDİ
Esmaül Hüsna'daki 59. isimdir.
Adedi : 57
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Herşeyi ilk başta, örneksiz olarak yaratan.
Yorumu : Her işinde muvaffak olur, ummadığı yerlerden maddi ve manevi yardım alır.
 Başarı kazanmak.

EL MUİD
Esmaül Hüsna'daki 60. isimdir.
Adedi : 124
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Yok ettikten sonra tekrar dirilten.
Yorumu : Kişinin mevkii ve üstünlük kazanması. Elinden çıkmış veya gelmesini istediği şeyleri geri alır.

EL MUHYİ
Esmaül Hüsna'daki 61. isimdir.
Adedi : 68
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Dirilten. Can veren.
Yorumu : Her türlü işte başarılı olur, tıbben devası bulunmayan hastalıklara şifa olur.
Şifa ve Şifacılık.

EL MÜMİT
Esmaül Hüsna'daki 62. isimdir.
Adedi : 490
Yıldızı : Mars
Anlamı : Öldüren, mahveden. Ölümü meydana getiren.
Yorumu : Düşmanlardan, zalimlerden intikam alır ve tüm kötü huylardan kurtulur.
Kahhar ile birleştirildiği takdirde çok etkili olur.

EL HAYY
Esmaül Hüsna'daki 63. isimdir.
Adedi : 18
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Diriliği sınırsız olup, herşeye hayat veren.
Yorumu : Ömrü uzun ve mutlu olur, her yerde sözü geçer sevilir, saygı görür.  Fiziksel güçlenme ve hedef alınan kimseyi geliştirmek.

EL KAYYUM
Esmaül Hüsna'daki 64. isimdir.
Adedi : 150
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Varlığıyla evreni ayakta tutan.
Yorumu : Maddi ve manevi her isteklerine kavuşur, rızkı artar ve devamlı olur. Beğeni ve saygınlık kazanmak.

EL VACİD
Esmaül Hüsna'daki 65. isimdir.
Adedi : 14
Yıldızı : Satürn
Anlamı : İstediğini, istediği anda bulan.
Yorumu : Kazancı artar, elinden çıkmış malı geri gelir. Kişinin, başka birisinin kendisini terk etmesine engel olması.

EL MACİD
Esmaül Hüsna'daki 66. isimdir.
Adedi : 48
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Parlaklığı büyük, cömertliği sonsuz olan.
Yorumu : Malı mülkü artar, rızkı bollaşır. Yükselme ve işlerin iyiye gitmesi.

EL VAHİDÜLAHAD - VAHİD
Esmaül Hüsna'daki 67. isimdir.
Adedi : 63
Yıldızı : Mars
Anlamı : Tek olan. Benzeri ve ortağı olmayan.
Yorumu : Rızk, saygınlık ve iktidar kazanmak. Her istediğine erişir, izzeti, şerefi artar, halk arasında sivrilir, kalbi nurlanır.

ES SAMED
Esmaül Hüsna'daki 68. isimdir.
Adedi : 134
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : İstekleri veren. Izdırapları gideren.
Yorumu : Allah'tan(CC) başka hiç kimseye muhtaç olmaz. Şans açılması. Rızk. İstenilen şeyleri elde etmek için başka esmalarla birleştirilerek kullanılır.

EL KAADİR
Esmaül Hüsna'daki 69. isimdir.
Adedi : 305
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Her istediğini yapabilen.
Yorumu : Yaptığı ve elini her attığı her işte muvaffak olur, insanlar tarafından sevilir ve her işi kusursuz olur. Güç ve kuvvet kazanmak. Düşmandan korunmak. Bilim ve sanatta başarı.

EL MUKTEDİR
Esmaül Hüsna'daki 70. isimdir.
Adedi : 744
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Her varlığı kendi gücü altında tutan.
Yorumu : Başarı. Şifa. Her işinde güçlü olur, her işi kolay yapar ve her işte başarılı olur.

EL MUKADDİM
Esmaül Hüsna'daki 71. isimdir.
Adedi : 184
Yıldızı : Satürn
Anlamı : İstediğini öne alan. İleriye geçiren.
Yorumu : Maddi ve manevi alanda daima yükselir. İstenen bir kimseyi, istenen yere getirmek fakat başka esmalarla birleştirilmesi gereklidir.

EL MÜAHHİR
Esmaül Hüsna'daki 72. isimdir.
Adedi : 847
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Geri bırakan. Geciktiren.
Yorumu : Kötü birini mevkisinden veya bulunduğu yerden uzaklaştırır. Uygun kombinezasyonlarla birilerinin, bir yerden çıkmalarını da sağlar.

EL EVVEL
Esmaül Hüsna'daki 73. isimdir.
Adedi : 37
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Herşeyin evveli.
Yorumu : Bütün Duaları kabul olur, her yaptığı işte birinci olur. Bazı duaların gerçekleşmesinde ya da yapılan operasyonların hedefe ulaşmasında hızlandırıcıdır.

EL AHİR
Esmaül Hüsna'daki 74. isimdir.
Adedi : 801
Yıldızı : Mars
Anlamı : Sonsuz.
Yorumu : Düşmanı hor, zelil eder ve uzun bir ömre sahip olur. Düşmandan kurtuluş için kullanılır fakat birden bire olan bir kurtuluş sağlamaz. Biraz uğraşarak kurtulma verir. Kırmızı zemin üzerine, gümüş yaldız kalemle ya da beyaz zemine, kırmızı kalemle çalışılmalıdır.

EZ ZAHİR
Esmaül Hüsna'daki 75. isimdir.
Adedi : 1106
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Her yerde görülen ve her yere tecelli eden.
Yorumu : Gizli ve açık her bilgiyi öğrenir ve her zaman düşmanlarını yener. Sezgi. Zafer kazanmak. İstihare, yani istenen bir şeyin rüyada cevabını görmek.

EL BATIN
Esmaül Hüsna'daki 76. isimdir.
Adedi : 62
Yıldızı : Ay
Anlamı : Gizli, görünmez olan.
Yorumu : İç rahatlığı artar ve hayatından mutlu olur. Bir olayın gizli kalmasına yarar ve başkaları tarafından öğrenilmesini önler.

EL VALİ
Esmaül Hüsna'daki 77. isimdir.
Adedi : 47
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Evreni tek başına idare eden.
Yorumu : Halk tarafından sevilir ve sözü dinlenir, herkes işini yapar. Güç arttırmak. Güçlenmek. İşinde terfii etmek.

EL MÜTEAL - MÜTEALİ
Esmaül Hüsna'daki 78. isimdir.
Adedi : 551
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Herşeyden üstün ve münezzeh olan.
Yorumu : İzzet ve şerefi artar, her yerde işi görülür, düşmanları hor ve zelil olur. Zafer kazanmak.

EL BERR
Esmaül Hüsna'daki 79. isimdir.
Adedi : 202
Yıldızı : Venüs
Anlamı : İyilik ve ihsanı sınırsız olan. Hoşgörülü olan.
Yorumu : Kötü huylardan kurtulur, her halükarda mutlu olur ve belalara uğramaz. Ahlak temizliği ve korunma.

ET TEVVAB
Esmaül Hüsna'daki 80. isimdir.
Adedi : 409
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Tevbeleri kabul eden.
Yorumu : Ahlak ve rızk kazanmak. Bütün tövbeleri kabul olur, ummadığı yerlerden rızkı gelir.

EL MÜNTEKİM
Esmaül Hüsna'daki 81. isimdir.
Adedi : 630
Yıldızı : Mars
Anlamı : Ceza veren. Acizlerin intikamını alan.
Yorumu : Düşmanlardan intikam alır, her türlü belalardan emin olur. Bu esma niyete göre farklılık arz eder, şifa işlerinde kullanılır.

EL AFÜVV
Esmaül Hüsna'daki 82. isimdir.
Adedi : 165
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Suçları affeden.
Yorumu : Kişiyi çevre baskısından kurtarır. Kalbi huzurla dolar, rızkı artar ve Allah(CC) bütün günahlarını affeder.

ER RAUF
Esmaül Hüsna'daki 83. isimdir.
Adedi : 387
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Acıyan. Şefkat ve merhamet eden.
Yorumu : İnsanlara karşı şefkati ve merhameti artar, hiç kimseden zarar görmez. Aşk.

EL MALİKELMÜLK
Esmaül Hüsna'daki 84. isimdir.
Adedi : 212
Yıldızı : Merkür
Anlamı : Mülkün ebedi sahibi.
Yorumu : Maddi ve manevi dereceleri artar, hiç kimse aleyhine konuşmaz. Mülk edinmek.

ZÜLCELALİVELİKRAM
Esmaül Hüsna'daki 85. isimdir.
Adedi : 1100
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Büyüklük ve kerem sahibi.
Yorumu : Kendini gören herkes sever, Duası kabul olur, tüm işleri kolaylıkla hal olur.
Aşk. Sevgi. Saygınlık ve hayranlık kazanmak ve hemen hemen herşey.

EL MUKSİT
Esmaül Hüsna'daki 86. isimdir.
Adedi : 209
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Herşeyi uyumlu ve yerinde yapan.
Yorumu : Geçimsizliği düzeltir, karı koca arasında çok etkilidir. Rızk ve kişiyi zenginleştirmek.

EL CAMİ
Esmaül Hüsna'daki 87. isimdir.
Adedi : 114
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : İstediğini, istediği an ve yerde toplayan.
Yorumu : Küsleri birleştirir, karı koca arasını düzeltir ve çalınan malı geri getirir.
Bir araya toplamak bir çok şeyde olur. Klasik yorumlarda görülen, çalınmış şeylerin geri getirilmesinde kullanılabilinir. Bu esmanın kullanım niyetine göre, istenen iş için uygun bir esma ile birleştirilmesi gerekir.

EL GANİ
Esmaül Hüsna'daki 88. isimdir.
Adedi : 1060
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Zenginliği sınırsız olan.
Yorumu : Maddi ve manevi her türlü zenginliği artar, insanlar tarafından sevilir. Rızkı çoğaltan. Toprak ve hasat bereketi.

EL MUGNİ
Esmaül Hüsna'daki 89. isimdir.
Adedi : 1005
Yıldızı : Venüs
Anlamı : İstediğini, istediği kadar zengin eden.
Yorumu : Maddi ve manevi her türlü zenginliği artar umulmadık yerden rızkı gelir.
Rızk ve parayı bereketlendirmek.

EL MANİ
Esmaül Hüsna'daki 90. isimdir.
Adedi : 161
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Engel olan.
Yorumu : Engel olmak. Korunma. Düşmandan kurtuluş. İstenen, daha doğrusu,
istenmeyen işe uygun bir esma ile birleştirilmelidir. Düşmanları cezalandırır, her türlü kaza ve beladan korur. Ya Maniül Cami, şeklinde kullanılır.

ED DARR
Esmaül Hüsna'daki 91. isimdir.
Adedi : 1001
Yıldızı : Mars
Anlamı : Keder ve sıkıntı verici şeyler yaratan.
Yorumu : Düşmanları cezalandırır.

EN NAFİ
Esmaül Hüsna'daki 92. isimdir.
Adedi : 201
Yıldızı : Satürn
Anlamı : Olumlu ve fayda sağlayıcı şeyler yaratan.
Yorumu : Maddi ve manevi her türlü hastalıktan kurtulur, ömrü uzar, izzet ve şerefi artar. İş konularında yükseltici olarak kullanılır.

EN NUR
Esmaül Hüsna'daki 93. isimdir.
Adedi : 256
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Evreni, varlığıyla aydınlatan. Akıl ve idrak veren.
Yorumu : Kalbi nur ile dolar, doğru ve yanlışı ayırır, doğru kararlar alır. Kişiyi yüceltir ve arıtır.

EL HADİ
Esmaül Hüsna'daki 94. isimdir.
Adedi : 20
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Yön veren.
Yorumu : Hafızası kuvvetlenir, imanı artar, insanlar tarafından sevilir, düşmanlığı giderir.
Barıştırma. Terfi. İstenen kimseyi yönlendirmek.

EL BEDİİ
Esmaül Hüsna'daki 95. isimdir.
Adedi : 86
Yıldızı : Jüpiter
Anlamı : Alemleri yoktan yaratan.
Yorumu : Çalıştığı işte Allah'ın(CC) yardımıyla yükselir. İşinde terfii etmek fakat yüceltici değildir.

EL BAKİ
Esmaül Hüsna'daki 96. isimdir.
Adedi : 113
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Sonsuz olan. Devam edecek olan.
Yorumu : Uzun ve sıhhatli bir ömrü olur. Sağlık kazanmak. Dileklerin yerine gelip, sürekli olmaları.

EL VARİS
Esmaül Hüsna'daki 97. isimdir.
Adedi : 707
Yıldızı : Venüs
Anlamı : Herşeyin sahibi.
Yorumu : Uzun, sıhhatli, şan ve şeref dolu bir hayat yaşar. Kendine ait olanı almak.

ER REŞİD
Esmaül Hüsna'daki 98. isimdir.
Adedi : 514
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Bütün işleri kendi takdirine göre yürütüp, sona ulaştıran.
Yorumu : Ahlak güzelliği. Zina, Kumar gibi kötü huylardan kurtulur.

ES SABUR
Esmaül Hüsna'daki 99. isimdir.
Adedi : 298
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Sınırsız sabrı olan.
Yorumu : Belalara, hastalıklara sabrı artar ve başladığı her işi bitirir. Sabır ve sabırdan gelen başarı.


ESMALARIN SEÇİLMESİ VE HESAPLANIŞI

Esma-ül Hüsna'ların hemen hemen her türde insani talebe uyan, kullanım yerleri verilmiştir. Her esma yeteri kadar güce sahip olmakla birlikte, bazıları dünyasal isteklerle kullanılınca fazla cevap vermeyebilirler. Bu yüzden bazı güçlendirici esmalarla birlikte kullanmak gerekir. Ayrıca, herhangi bir esma, istenen işe tam olarak cevap verse bile, esmaları tek tek kullanmak yerine ikili, üçlü kombinasyonlar halinde kullanmak daha etkilidir diyebiliriz.

GÜÇLENDİRİCİ ESMALAR

Güçlendirici esmalar da, Esma-ül Hüsna'daki isimlerin bazılarıdır. Bu esmalar kendi başlarına, yorumlarında gösterilen amaçlar için kullanılmakla beraber, kendi yorumlarında olmayan her iş için kullanılabilirler. Hatta kendi yorumlarına zıt işlerde de kullanılırlar. Güçlendirici olarak kullanıldıkları zaman, sert ya da yumuşak özellikler göstermeyip, tamamen tarafsız olurlar ve güçlendirici olarak eklendikleri esmanın özelliklerini desteklerler.

Güçlendirici esmalar sırasıyla, Aziz, Cebbar, Musavvir, Kahhar, Fettah, Kaabız, Ali, Vasi, Kavi, Mukaddim, Evvel, Cami ve Mani'dir. Bununla beraber doksan dokuz esmanın her biri, bir diğerinin tamamlayıcısı ve güçlendiricisi olabilir. Ancak bunları tam olarak kavrayıp, isteğe göre kombine edebilmek tecrübe ve bilgi konusudur.

Yukarda sayılan güçlendirici esmaların en fazla kullanılan ve en etkilisi ise Kavi'dir. O tam olarak tarafsız bir güçtür ve her niyete uyar. Güçlendirici esmalara ve esma kombinasyonlarına bazı örnekler vermek gerekirse. Eşi ile arası açık birisinin bir araya gelmesi istendiğini varsayalım. Sevgi için Vedud, birleşme ve sevgi için Cami isimlerini seçelim. Bu iki esmaya güçlendirici olarak da Kavi ismini kullanırsak. Bu durumda yapılacak zikir "Ya Vedud'ül Kavi'ül Cami" şeklinde olur.
Dikkat edilmesi gereken konu, güçlendirici olarak seçilen esmanın, eğer iki esma kullanılıyorsa başa, üç esma kullanılıyorsa ortaya gelmesidir. Güçlendirici olarak Esma-ül Hüsna'dan seçilecek isimler yerine, bazı basit sözler kullanılması da uygundur fakat bu sözlerin de, fonetik olarak uyumlu olması için Arapça olmaları gerekir.

ESMALARIN HESAPLANIŞI

İstenen kişi ya da kişilerin isimleri de ayrı ayrı bulunup, esmanın değerine eklenir. Bu şekilde çalışmalarda yapılacak zikir adedi ortaya çıkar. 
Eğer birden fazla esma kullanılıyorsa bu adede istenen kimsenin isminin adedi eklenmeden önce, iki esma kullanıldığı için önce esmaların tutarı iki ile çarpılır ve bu sayıya istenen kimsenin isminin ebced değeri eklenir.

Eğer üç esma kullanılıyorsa, üç esma olduğu için üçle çarpılır.
Sayılarda önemli olan, zikrin sayısıdır. Yani söylenecek olan sözün tutarıdır. Burada söylenecek esma, Ya Vedüd'ül Kaviül Cami' şeklinde belirlenmişse. Buna isteyen ve istenenin isimlerinin adetleri eklenmelidir, fakat bir konu hala eksiktir. "Ya" ve iki kere tekrarlanan "Ül" takıları hesaplanmamıştır.

Ya Vedud'ül Kavi'ül Cami. Burada iki değişik devam yolu ortaya çıkmaktadır. İlk yol zikir adedi sadece Rabb'in isimleri kadar, isteyen ve istenenle sınırlı tutulur ya da, "Ya" ve "Ül" sözlerinin tutarları da adede eklenir. Ya, 11 ve Ül, 31 değerindedirler. Ül iki kere geçtiği için 62 olur. 62 + 11 = 73 Bu sayı da toplam zikir sayısına ilave edilir. Bununla beraber "Ya" ve "ül" sözlerinin adede eklenip eklenmemesi kişinin içinden gelmesine, yapılıp, yapılmaması isteğe ve tecrübeye bağlıdır.

Yukarda bütün esmaların yorumları yani kullanım yerleri görülmektedir fakat istenen bir niyet için bu yorumların hiç biri uygunda olmayabilir. Bu durumda esmaların anlamlarına göre, isteğe uygun olan bir iki tanesi seçilip, kombine edilmelidir.

25 Mart 2010 Perşembe

Kuran'daki 50 Bin Yıldan Oluşan Günlerin (Mearic 4.ayet) Sırrı

Bu konuda üzerinde durulması gereken bir olay daha var.Altı günde yaratmanın geçtiği hiçbir ayette yıldızlar,dünya ve aydan bahsedilse bile,bunlar altı günde yaratmanın içine dahil edilmez.Hep ''yer ve gökler ve de bu ikisi arasındakiler''şeklinde genel olarak maddeyi tasvir edecek şekilde bir tarif  yapılır.Çünkü bu 300,000 yıllık süreç içinde henüz yıldız,galaksi ve gezegen gibi gök cisimleri oluşmamıştır.Bunların temel yapı taşları olan atomlar yani henüz şekil almamış olan madde oluşmaya başlamıştır.Zaten altı günde yaratmanın geçtiği ayetlerin birinde örneğin yıldızların ya da dünyanın da bu altı günde yaratıldığından bahsetseydi bu bir çelişki oluştururdu. Yer ve gökler ve ikisi arasındakiler sözüyle genel olarak maddenin tümünü kapsayan yani  yerde ve gökte gördüğümüz bütün maddelerin temel yapı taşı olan atomların yaratıldığı kastedilerek böyle bir tanımlama yapılıyor.Yaratılan bu ilk evrendeki hidrojen ve helyum atomları daha sonra oluşacak olan yıldızlardaki çok yüksek sıcaklıklarda oluşan reaksiyonlar sonucunda diğer elementleri oluşturacaktır.Hatta burada ''ikisi arasındakiler''sözüyle, astrofizikçilerin ''karanlık madde'' olarak tanımladıkları, galaksileri oluşturan yıldızların uzaya dağılmalarını önlediği iddia edilen madde benzeri varlığın da kastedildiği düşünülebilir.(Milyarlarca yıldızdan oluşan galaksiler çok büyük hızla sarmal bir şekilde dönerler.Bunun oluşturduğu merkez kaç kuvveti,galaksiyi oluşturan yıldızların toplam kütlesinden çok daha fazladır.Bu yüzden gök bilimciler galaksilerin uzaya dağılmalarını önleyen,bilinen maddenin dışında madde benzeri bir varlığın olması gerektiğini savunuyorlar.Bu varlığı da kesin olarak tanımlayamadıkları için ''karanlık madde'' olarak isimlendirirler.)Henüz galaksiler yoktur ama karanlık madde vardır.Tam olarak madde özelliği göstermedikleri için ''arada kalan''bir formdur.Aynı zamanda bu daha sonra tüm gökcisimlerinin arasındaki boşlukları da dolduracağı için ''yer ve gökler arasındakiler''şeklindeki tasvirin de yerinde olduğunu gösterir.Fussilet suresi 12. ayette''en yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk'' derken  en yakın gök olarak, yıldızlarını görebildiğimiz Samanyolu galaksimiz, onun uzaya dağılıp yokolmasını önleyen ve koruyan olarak da az önce sözünü ettiğim karanlık madde yani ''yer ve gökler arasındakiler'' kastediliyor olmalı.
     2) Hûd Suresi 7.ayet  '' O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.''
Bu ayette ''Arşı su üzerinde iken''seklinde  dikkat çekici ve ilginç bir söz var.Burada sözü geçen ''su'' nedir? Yukarıda anlattıklarımızın ışığında 300,000 yıllık süreç içinde su molekülü henüz oluşmamıştır ve de o kadar yüksek sıcaklıkta bildiğimiz sıvı şekliyle su var olamaz denilebilir.İşte tam bu anda yukarıda da bahsettiğim bilimsel bulgulardan olan ''evrenin saydamlaşması'' olayı ile  ayette bahsi geçen ''su''  arasında ister istemez bir çağrışım meydana geliyor.Daha sonra yaptığım araştırmalar sonucunda ise ayetin Arapçasında ''su'' anlamına gelen ''ma'' kelimesİnin değil ''su renginde'' anlamına gelen ''mai' kelimesi kullanıldığını belirledim.Ayette geçen ''Arşı su üzerinde iken'' sözü evrenin 300,000 yıllık dönem sonunda saydamlaştığı yani ışığı geçirgen bir hale geldiği gerçeğine mi işaret ediyor?.Arş kelimesiyle evrenden daha yüksek bir mertebe kastediliyor ve o zamanki saydamlaşan evrene yukarıdan bakan kişi onu suya bakan kişinin gördüğü saydamlıkta görecektir.
Bugüne kadar bu ayetteki ''ma-i''kelimesi doğrudan su olarak anlaşılmış,gerçek anlamı olan ''ma-i'' yani ''su renginde olan'' veya ''su gibi olan'' anlamı göz ardı edildiği ve meallerde de bu şekilde yazıldığı için inananlar için bile anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir durum ortaya çıkarmıştır.İnançsızlar için ise Kurana ve onun kaynağı olan Allah'a olan inanca karşı bir koz olarak değerlendirilmiştir. Ama ayetin başındaki '' O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için'' sözü sanki bu duruma işaret ediyormuş gibi duruyor. Ayrıca hem Kuran'da 6 günde yaratmayla eşzamalı ve bağlantılı olarak saydamlaşmaya işaret edilmesi hem de bilimsel kaynaklarda evrendeki maddenin yani atomların oluşumuyla bağlantılı olarak saydamlaşmadan sözedilmesi, mucizeyi açıkça ortaya koymaktadır.  Bu konuda üzerinde durulması gereken başka bir ayet daha vardır. Enbiyâ Suresi 30.ayet : '' İnkar edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?  Bu ayetteki su kelimesi de aslında ma-i şeklin de geçiyor.''Su renginde'' ''su gibi olan'' anlamı katıyor ve saydamlaşan evren kastediliyor.Ayetin başında göklerle yer bitişik iken ayrıldığı sözü ile Büyük Patlamanın (Bing Bang) kastedildiği zaten bilinen bir Kuran mucizesidir.Burada Büyük Patlamadan bahsedilmesinin hemen ardından her canlının sudan yaratıldığı belirtilmesi patlamadan sonra saydamlaşan evrenin kastedildiği anlamına gelir.Fakat ''her canlı şeyi sudan yarattık'' sözü bugüne kadar yanlış değerlendirilmiştir.Her canlı şeyin bildiğimiz anlamıyla sudan yaratıldığı anlamı çıkarılmıştır.''Sadece sudan canlılık ortaya çıkamaz'' diye bazı kesimlerden itirazlar da gelmiştir.Aslında bu ayette saydam şekilde görülen evrenin içerdiği maddelere dikkatinizi çekmek gerekir.O dönemde evrende yaklaşık olarak yüzde 75 Hidrojen ve yüzde 25 Helyum atomu bulunmaktadır.Canlılığın oluşması için gerekli olan iki temel unsur olan su ve karbon,bu karışımın içerisinde zaten bulunmaktadır.Şöyle ki ;üç helyum çekirdeği birleşerek karbon atomunu,dört helyum çekirdeği ise birleşip oksijen atomunu oluşturur.(Tabi bunların oluşumunu sağlayacak kimyasal tepkimeler daha sonra yıldızların verdiği yüksek ısıyla meydana gelebilecektir) Bu durumda su renginde saydam olan evrenin içerdiği maddelerin içinde hidrojen ve oksijenden dolayı su molekülünün (H20) temel parçalarının ve de karbonun bulunduğunu görüyoruz.Canlıların yapısında yaklaşık yüzde 18 oranında karbon,yüzde 80 oranında da su bulunduğu bugün bilinen bir gerçektir.Evrenin oluşmaya başlamasında yani büyük patlamadan 300,000 yıl sonra oluşan ve saydamlaşan evrenin içerdiği maddelerin canlılığın temel yapı taşlarını içerdiğini ve ayetin buna dikkat çektiğini anlayabiliriz. 
             3)Evrenimizin oluşumunu açıklayan Büyük Patlama (Big Bang) teorisinin en önemli kanıtı olan ve büyük patlamadan bugüne kadar geldiği savunulan ''kozmik fon radyasyonu'' denen bir olay keşfedilmişti.Bu keşiften bahseden bir kaynakta şöyle bir yorum vardır.
   '' Fakat bu keşif ortaya çözülmesi gereken bir de bilmece çıkardı. Fon radyasyonu, büyük patlamadan 300.000 yil sonra gazın son derece homojen olduğunu göstermektedir. Gazın içinde büyük topaklar ve delikler olsaydı, bunlar radyasyonun gökyüzündeki dağılımında sıcak ve soğuk bölgeler olarak gözükecekti. Öte yandan bugün çok topaklıdır. Kümeler, ince uzun gruplar halinde toplanan galaksiler ve bunların aralarında boşluklar vardı. Bu büyük yapıların orijinal gazin içindeki topaklardan çıkmış olması gerekmektedir. Tıpkı sütün topaklanarak peynire dönüşmesi gibi''
 Şimdi burada, daha sonra oluşacak olan galaksilerin ön şekilleri olan topaklanmaların sıcak gazın için de var olmaları gerektiğine fakat 300,000 bin yıllık süreç içinde son derece homojen bir yapıda olduğu ve de bunun sebebinin anlaşılamadığına dikkat çekiliyor.Sanki sonradan belirli bir müdahele olmuş gibidir.Burada Kur'an daki şu ayet akla geliyor.  Yûnus Suresi 3.ayet ''Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır.''
    4)Yukarıdaki alıntı yaptığım kaynaklarda bahsettiğim 300,000 yıllık dönem evrendeki değişimler için bir ''dinlenme dönemi'' olarak nitelendiriliyor.
 ''300.000 yıl boyunca dinlenme dönemi
 (sıcaklık 3.000 derecenin altına düşer)
 Elektromanyetik kuvvetler devreye girer,
 elektronlar çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilir
 ilk Hidrojen ve Helyum Atomları oluşur''
 '' Bu ilk dakikalardan sonra evren artık bayağı soğumuştur. Bunun sonucu çekirdeksel kuvvetlerin etkinliği bitiyor. Evrenin o sıradaki bileşimi %75 Hidrojen, %25 Helyum çekirdeğinden oluşuyor. Sonraki 300.000 yıl boyunca hiçbir değişim meydana gelmiyor.''
Yani bu 300,000 yıllık süreç içinde evren soğumaya bırakılmış ve bu sürecin son bölümünde yeterince soğuyunca da elektromanyetik kuvvetler devreye girerek kendiliğinden elektronlar çekirdeklerin etrafına dizilip atomları oluşturmuştur.Şimdi bu konudaki ''dinlenme dönemi''ve elektronların kendiliğinden çekirdeğin etrafına dizilmeleri gibi nitelendirmeler şu ayeti anımsatıyor:Kâf Suresi 38.ayet:  Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. ''Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.'' Yorumu tamamen size kalmış.
5)Kuran’da sembolik olarak sözedilen bir günün ellibin yıla eşit olduğuna ilişkin olarak ilginç bulabileceğiniz bir tahminimden sözetmek istiyorum;
Bir alıntı:
‘’UZAYDA ŞEKER
Bilim adamları yıldızlar arası bir moleküler bulutta sofra şekerinin moleküler kuzeni olan glikolaldehit’ i  keşfettiler
Karbon, oksijen ve azottan oluşmuş, sekiz atomlu bir molekül olan glikolaldehit diğer moleküllerle birleşerek riboz ve glikoz gibi daha karmaşık şekerleri oluşturabilir. Riboz, RNA ve DNA gibi nükleik asitlein temel yapıtaşıdır, glikoz ise en basit şeker monomerlerinden biridir. Glikolaldehit, metil format ve asetik asitle aynı atomları içerir fakat değişik dizilişte. Metil format ve asetik asit de daha önce yıldızlar arası toz bulutlarında bulunmuşlardı. Bilim adamlarına göre glikolaldehit basitçe sofra şekerinin moleküler kuzenidir.
Şeker molekülü, galaksimizin merkezine yakın, bizden 26 000 ışık yılı uzakta (bir ışık yılı ışığın bir yılda katettiği yoldur ve yaklaşık olarak 36 trilyon kilometreye eşittir) çok büyük boyutlardaki gaz ve toz bulutunda tespit edildi. Bu toz bulutları- ki çoğu zaman birkaç ışık yılı büyüklüğündedirler- yeni yıldızların oluşumu için temel madde kaynaklarıdır. Fakat Dünya’ ya kıyasla çok daha seyrek olan bu bulutlar,  milyonlarca yıl süren karmaşık kimyasal reaksiyonların meydana geldiği bölgelerdir. Bu tür bulutlarda şimidye kadar 120’ ye yakın farklı molekül keşfedildi. Bu moleküllerin çoğunluğu küçük sayıda atom içerirler.’’
‘’Basit bir şeker (veya monosakkarit) olan glukoz (veya glikoz veya glükoz) yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glukoz fotosentezin ana ürünlerinden biridir ve hücresel solunum onunla başlar.’’
Yukarıda ki alıntıda yıldızlararası molekül bulutlarında canlılar için en temel gıda olan şeker  türevlerinden biri olan Glikolaldehit bulunduğunun keşfinden ve şimdiye kadar 120’ye yakın molekülün bu bulutlarda varolduğunun bilindiğinden söz ediliyor.Bu moleküller canlıların temel yapı taşlarını oluşturan ya da   gıda maddelerinin temelini oluşturan moleküllerdir.
Başka bir alıntı ise şöyle:
‘’Dev hidrojen gazı bulutları Dünya çevresine gelirse, kitlesel yokoluşlara ve 200 milyon yıl sürebilecek kartopu buzlanmalarına yol açabilecek. Dünya için bir başka tehlike de, Samanyolunun sarmal kollarında kümelenmiş yoğun hidrojen gazı bulutlarıdır. Colorado Üniversitesinden Alex Pavlov ve meslektaşları dev moleküler bulut adıyla bilinen bu tür bir bulutla karşılaşmanın kitlesel yok oluşlara yol açabileceğine, bu durumda kartopu buzlanmanın bile söz konusu olabileceğine inanıyorlar. Atmosferik bir iklim modelinden yola çıkan Pavlov ve arkadaşları en yoğun bulutların Dünya atmosferini tozla doldurabilecek güçte olduğunu, güneş ışığını engelleyerek gezegeni bir buzul çağına sürükleyebileceğini ortaya koydular. Atmosfer genelde güneş rüzgarlarının yarattığı baskıyla kozmik tozlardan korunur. Ancak Pavlov yoğunluğu yüksek bir bulutun bu rüzgarın etkisini yok edebileceğine ve gezegenimizin böylesi bir bulutun içinden geçmesi için gerekli olan 200,000 yıllık süre boyunca iklimin hızla soğuyacağına inanıyor.
‘’Gelişmiş Uzay Bilimleri Merkezinden John Lindsay aydan alınan toprak örneklerinin Dünyanın moleküler bulutlar arasından geçtiği görüşünü desteklediğine inanıyor.’’
 ‘’ İlk başlarda dünyanın hidrojen, su buharı, amonyak, metan ve hidrojen sülfitten oluştuğu düşünülüyor. Laboratuvarda böyle bir gaz karışımına dışardan enerji verildiğinde bir süre sonra kahverengi bir bulamaç elde ediliyor.’’
 Yukarıdaki alıntıda ise Pavlov adlı gökbilimcinin dünyamızın geçirdiği buzul çağlarını araştırırken, bu soğumaların, dünyanın Samanyolu galaksimizin sarmal kollarının arasında bulunan yukarıdaki alıntıda da bahsettiğim dev molekül bulutunun içinden geçmesi bu geçiş sırasında atmosferin tozla dolup güneş ışığını geçirememesinden kaynaklandığından bahsediliyor ‘Yukarıdaki paragrafta da belirtildiği gibi dünyada ilk başlarda hidrojen,su buharı,amonyak,metan ve hidrojen sülfit  molekülleri var.Sadece bunlardan canlılığın çeşitlenmesi ve gıda maddelerinin oluşabilmesi mümkün görünmüyor. Sonuç olarak dünyamız bu bahsi geçen dev molekül bulutunun içinden geçmiştir ve bugün dünyamızdaki gıda maddelerini oluşturan moleküllerin çok büyük bir bölümünü bu buluttan almıştır.Dünya kendi çevresinde dönerek  bu gıda denizi diyebileceğimiz bulutun içinden geçtiği için de her tarafına eşit olarak dağılmıştır.Ayrıca bu moleküller donduğu için bir çeşit dondurulmuş gıda özelliğini aldığını da söyleyebiliriz.
 Burada asıl dikkatinizi çekmek istediğim konu bu dev molekül bulutundan geçişin’’ 200,000 yıl’ sürmesidir. Fussilet suresi 10.ayet:’’ O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam ‘dört günde’ isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti’’ Tahmin edeceğiniz üzere 4 gün x 50,000 yıl=200,000 yıl
Ne büyük ‘tesadüf’ değil mi’? Ama mucize tesadüfler bununla da bitmiyor.Bir de şu bilgiye dikkatinizi çekmek istiyorum;
“Dünya genellikle kozmik ışınlardan manyetik alanı sayesinde korunuyor. Ancak manyetik alanın çok daha güçsüz olduğu tersinme dönemiyle bulutun geçtiği dönemin çakışması durumunda kozmik ışınlar içeriye akabilir. Pavlov manyetik alanda her 200,000 yılda bir tersinme olduğuna ve bulutla çarpışması sonucunda yaşanan etkinin bir milyon yıl kadar sürdüğüne dikkat çekiyor ve bu mantıktan yola çıkarak çoğu çarpışmaların en az bir tersinme dönemine denk düştüğü sonucuna varıyor.’’
 Yukarıdaki alıntıda dünyanın moleküler bulutun içinden geçmesi için gerekli olan 200,000 yıllık sürenin yanı sıra, yerkürenin manyetik kutuplarında her 200,000 yılda bir tersinme (kuzey manyetik kutbuyla güney manyetik kutbunun yer değiştirmesi) olduğundan söz ediliyor.Kozmik ışınların,ancak, manyetik alanın daha güçsüz olduğu tersinme dönemiyle molekül bulutundan geçilen dönemin  çakışması durumunda içeriye yani yerküreye akabileceği üzerinde duruluyor.Tabi burada kozmik ışınlardan bahsediliyor fakat kozmik moleküllerin de (bunlar gıdaların hammaddesini oluşturan moleküllerdir) yerküreye akışı için manyetik kalkan görevi gören manyetik alanın zayıflamış olması gerekir.İşte bu yüzden yerkürenin molekül bulutuna girişiyle,dünyanın manyetik alanındaki tersinmenin aynı ana denk gelip çakışması gerekiyor.Yüce Allah’ın Kur’an da neden (Fussilet Suresi 10.ayet)’’ tam dört günde’’ diyerek zamanlamayı vurguladığını tahmin ettiniz değil mi?
  Son olarak, dikkatimi çeken başka bir konudan bahsetmek istiyorum.Yukarıda ki <>başlıklı alıntı yaptığım yazıda şöyle bir cümle geçiyor: “Bu şeker molekülünün yeni yıldızların oluştuğu bir gaz bulutunda bulunması, hayatın oluşumunda rol oynayan öncü kimyasal moleküllerinin böyle bulutlarda bulunması, gezegenlerin yıldızlar çevresinde oluşmadan çok önce oluştukları anlamına gelir” diyor NASA’ nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’ nde çalışan Jan Hollis.’’ Yani  bu açıklamadan gezegenimiz olan dünyanın da Güneşten ve de galaksimizdeki diğer yıldızlardan önce oluşmuş olması gerektiği sonucunu da çıkarabiliriz.Kuran’da Fussilet suresi 9,10,11 ve 12. Ayetlerde de  ilk önce yerkürenin yaratılmasından bahsedilmesinin ardından “sonra duman halinde olan göğe yöneldi’’ denilerek, galaksimizdeki diğer yıldızların dünyamızdan sonra oluştuğu görüşüyle paralellik gösterdiğine de dikkatinizi çekmek isterim.

24 Mart 2010 Çarşamba

TİTANOMAKIA'DAN ARMEGEDON'A MESAJLAR…TİTANOMAKIA'DAN ARMEGEDON'A MESAJLAR… Binlerce yıl önce iki ayrı uygarlık dünyaya hükmetmek için savaşıyordu. Atlantik ve Mu tıpkı bugünkü (Amerika ve Rusya gibi) ayrıca bazı küçük müttefik devletler vardı. Atlantis’in etkisinde olanlar, Mu’nun etkisinde olan bölgeler. Dünya asırlarca barış nedir bilmemişti. İki bloğun müttefikleri bu korkunç savaşta her çeşit silahı kullanıyordu. Bu silahlardan bazılarını yeniden keşfettik, Atom bombası gibi. Bazılarını ise henüz tanımıyoruz. Hatta bununla ilgili olarak Zeus’un yıldırım tutan değneği (bir nevi ışın silahı olabilir). Atlantisliler, beyni etkileyen silahların uzmanıydı. Bunlar çeşitli hayaller görmeyi sağlıyordu. Mu’nun sakinleri Noa caller ise, düşmanı öldüren ya da felce uğratan türde silahlar yapıyorlardı.Atlantis ve Mu savaşıyorlardı ama nasıl olduysa olaylar kontrollerinden çıktı. Kusursuz silahlardan biri bozulmuş ve dünyanın kederi çizilmişti. Birkaç yıl içinde parçalanıp tüm gezegeni felakete sürükleyecekti. Bu savaş sahneleri Mitoloji de bütün çarpıcılığıyla gözler önüne serilmiştir. Bu tufan öncesi savaş sahneleri “Devler ve Tanrılar Savaşı (TİTANOMAKIA) adını almaktadır. (Theog. 630 vd.) “Titan Tanrılarla Kronos oğulları ki birileri mağrur Titan’lar, Uthrys’te, Öbürleri, tüm nimetleri verenler, Olympos’un tepesinde oturanlar, Uzun zamandan beri savaşıyorlardı Güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Yürekleri hınçla dolup taşarak Tam o yıl cenkleşti durdular. Bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga Belli değildi kimin kazanacağı, Demek ki Zeus, Kronos’u yenmekle egemenliği hemen ele alamadı. DEVASA SAVAŞ ARAÇLARI (1OO KOLLU DEVLER) Olympos’luların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeraltındaki hapislerden çıkarılmaları ile sağlanabildiği belirtilir. Thessalia’nın yüksek doruklarındaki bir savaş sahnesi: Daha büyük olamazdı gümbürtü. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. Böylesine büyüktü gümbürtüsü Birbiriyle cenkleşen tanrıların. Rüzgarlar da karışıp Mu kaynaşmaya Savuruyorlardı sarsılan toprağı Karıştırıp birbirine tozları Şimşekleri, yıldırımları, gümbürtüleri, Büyük Zeus’un bu savaş silahlarını. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı. Savaşların bağırış çağırışlarını.” Evet, işte tufandan önceki savaş sahneleri bunlar, modern bir anlatım tarzında konuyu ele alırsak şöyle bir tablo çıkar ortaya: * “Devler Tanrılar Savaşı” (Titanomakia) * (Titreyen-Titreten-Makineler) * (Devasa makineler yani Dev Robotlar) * (Devasa Makinelerin içindeki akıllı bilge kişiler) İnsanlık büyük felaketlerin ardından ilkel yaşama, geri döndüğünde bir nevi insan belleği çöktüğünde her yeni uygarlığın başlangucında yeni sayfalar açıyor daha önce yaşanan olayları pirimitizm içinde olduklarından kendi çağlarında bulunmayan ileri düzeydeki pilotlara veya astronotlara tanrı diyorlardı. Neden?.. Çünkü bu pilotlar ellerindeki makinelerin komutluğunu yapıyorlar ve onlar çok güçlü silahlar kullanıyorlardı. Tabii ilkel insan bunu nasıl anlatacak, etrafındaki oluşmakta olan olağan üstü gücü Antropomorfizm’le özelleştirecekti. Böylece tabiat olaylarıyla dile getirip yüce tanrısal yetkilerle kendilerince donatılmış bu insanları ilahlaştıracaklardı. Ortaya dolayısıyla umacı çıkmış oluyordu. Bu yanılgıya biraz da günümüze gelinceye kadar ifrit uydurması şiirsel anlatımlar ve felsefe adı altında doğmaların katılmış olması da etken olmuştur. GÜNÜMÜZÜN ORTADOĞUSU… Atlantis’e gönderilen bir birlikten bahsetmiştik. Zaman zaman onlarda gelip Olympos’luları vuruyorlardı. Her iki bloğunda müttefik güçleri vardı. O zamanın belki de Ortadoğu’su burasıydı. Orada tüm savaş denemeleri yapılıyordu. Örnek verecek olursak Körfez Savaşı, izni İlahiyle vaki olacak tüm dünyayı ateşe atacak İran savaşı gibi… Evet, güçlü saldırılarla birbirine girerler, 10 yıl süren, bu savaşta her iki tarafın durumu da hemen hemen aynı imiş, sonra Zeus uzun gayretlerle iktidar mücadelesi yapmış. Bu savaşı da Zeus’un lehine döndürenler şüphesiz “Yüz kollu Devler” yeraltındaki hapislerden (Kurganlardan) çıkarılabilmesi ile sağlanabilmiş. Nedir bu yüz kollular? 1. Bize göre devasa çok gelişmiş silahlarla donatılmış içinde pilotları olan Dev Tanklar veya araçlardır. Her palet te hareket ederken oynar başlıklı taretlerle tüfeğin ateş ediyordu. Çünkü Taret aynı bir baş gibi sağa, sola hareket eder. Dolayısıyla 50 başlı, yüz kollu denilmesi, bu çok gelişmiş Dev Robot makineler adını alabilir. Yeraltındaki sığınaklarından çıkan bu Dev Tanklar veya Makineler bu savaşın ismini veren mitolojideki (Titanomakia) adını almaktadır. a) Hypsibremetes: Göklerde gürleyen b) Nephele gereta: Bulutları devşiren. c) Ostıpetes: Şimşek savuran d) Terpikeraunos: Yıldırım sever e) Aigokbos: Kalkan taşıyan f) Erigdoupos: Uzaklarda gürleyen A) HYSIBREMETES: Göklerde Gürleyen: Özellikle şunu belirteyim ki, Zeus’un bu 6 özelliği iki şekilde ele alınmalıdır. a- İlkel Pirimitizm içinde yani başka bir anlatımla Antropomorfizim, yüce tanrısal formların insan şeklinde dönüşülmesi şeklinde ele alınmalı, b- Modern anlatım tarzında şekillendirilmelidir. Dolayısıyla biz iki şekli de anlatmaya çalışacağız. 1- Tanrısal bir form düşünülmüş. 2- Sesten hızlı uçulduğunda ki çıkartlan ses anlatılmak istenmiş. Konkort uçaklarının çıkarttığı sesten birçok insanlar rahatsızlık hissettikleri gibi. B) NEPHELE GERETA: BULUTLARI DEVŞİREN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Uçaktan bakıldığında bulutlar devşiriliyormuş gibi görünür. C) OSTIPETES: ŞİMŞEK SAVURAN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Bir çeşit ışın saçan, ışın sıçraması veya “IŞIN SİLAHI” D) TERPİKERAUNOS: YILDIRIM SEVEN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Kozmik enerji gücü, bir çeşit yok edici “mavi ölüm ışını” bu deyimi de, İbn-i Batuta da kitabında bahsetmiş. E) AİGİOKBOS: KALKAN TAŞIYAN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Bir nevi enerji kalkanı veya robotların üstündeki koruyucu zırh. Işığı yansıtan ayna gibi geriye yansıtıcı: F) ERİGDOUPOS: UZAKLARDA GÜRLEYEN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Bir silahın tesir sahasında (hedefte) yaptığı tahribatta evvelki duyulan ses. Modern anlatımlarla, mitolojilerde geçen bu savaş sahneleri ve Zeus’un (Zülkarneyn) aldığı özellikler açıklandığında, sanıldığı gibi mitolojiler sadece bir efsane değil günümüze ışık tutan birer belge niteliğinde olduğu tespit edilir. Bu kadar modern bir yaşantı yaşayan dedelerimiz mağaralardan gelmediği, her ne kadar Tarih kitaplarında bu şekilde anlatılsa da bu anlatım tarzının değiştirilmesi gerektiği dolayısıyla Tarih kitaplarının yeniden yazılması gerekmektedir. Dünyadaki tek medeniyette 20 yüzyıl medeniyeti değildi… Devasa makineler savaşı, Atom savaşları ve çeşitli savaşlar örneğin Amerikalıların Yıldız Savaşları Projesi gibi, birçok proje üretilmiş neticede bu korkunç boyuttaki silahlar bozulmuş. Dünyanın kaderi çizilmişti. Günümüzde genetik mühendisliği çok ileri gittiğini ve çeşitli kobaylar yapıldığını, bu arada da silah türlerinden “zincirleme reaksiyonu başlatılacak bir formül üzerinde duruluyor. Maddenin en küçük parçası atomun zincirleme reaksiyonla patlaması mümkün olursa, siz tehlikeyi o zaman seyredin. Tabii bu bir varsayım sadece. Böyle bir şeyin olması mümkün değil zira atom kâinatın en mükemmel yapılanmış en küçük maddesidir. Nükleer kuvvet olmazsa atom olmaz. Zayıf kuvvet olmazsa, elektron olmaz, çekim kuvveti olmazsa dünya olmaz, güneş olmaz, biz olamazdık. Bu kuvvetlerden bir tanesinin yokluğu veya bir tanesi de meydana gelebilecek ufak bir hesap hatası bile kâinatın yokluğu demektir. Bu ne kadar mahir bir mühendisliktir ki aynı kutupta elektromanyetik kuvvetlerin birbirini ittiği yerde nükleer kuvvet görevlendirilmiş ve atom çekirdeği bir arada tutulmama elektromanyetik kuvvetin bin misli şiddetindeki bu kuvvete, atom çekirdeğinin dışına taşmaması emredilmiştir. Çekim kuvvetinden, neredeyse rakamlara sığmayacak kadar daha fazla şiddete sahip elektromanyetik kuvvete, ancak atomları ve molekülleri bir arada tutma vazifesi verilmiş, bu vazifenin dışına taşmaması için zıt kutuplar halinde dengelenmiştir. Hangi tesadüf bu dengeyi salar, hangi tabiat bu hesabı yapar? Âlemlerin Rabbinden başka kim olabilir… İş işten geçtikten sonra Dünya insanları bir masaya oturdular. Ama yapacak bir şey yoktu. Çünkü felaket yaklaşıyordu. Bunun için Nuh A.S. bu işe devam etmemeleri için dünyayı uyarmıştı. Ama onlar dinlemediler. Azgınlık yılmaması için uyarılmışlardı… Türk araştırmacılar, tankları hatta uçakları görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı, düşük maliyetli malzeme geliştirdi…

TİTANOMAKIA'DAN ARMEGEDON'A MESAJLAR
   Binlerce yıl önce iki ayrı uygarlık dünyaya hükmetmek için savaşıyordu. Atlantik ve Mu tıpkı bugünkü (Amerika ve Rusya gibi) ayrıca bazı küçük müttefik devletler vardı. Atlantis’in etkisinde olanlar, Mu’nun etkisinde olan bölgeler.
   Dünya asırlarca barış nedir bilmemişti. İki bloğun müttefikleri bu korkunç savaşta her çeşit silahı kullanıyordu. Bu silahlardan bazılarını yeniden keşfettik,  Atom bombası gibi. Bazılarını ise henüz tanımıyoruz. Hatta bununla ilgili olarak Zeus’un yıldırım tutan değneği (bir nevi ışın silahı olabilir).
   Atlantisliler, beyni etkileyen silahların uzmanıydı. Bunlar çeşitli hayaller görmeyi sağlıyordu.
   Mu’nun sakinleri Noa caller ise, düşmanı öldüren ya da felce uğratan türde silahlar yapıyorlardı.Atlantis ve Mu savaşıyorlardı ama nasıl olduysa olaylar kontrollerinden çıktı. Kusursuz silahlardan biri bozulmuş ve dünyanın kederi çizilmişti. Birkaç yıl içinde parçalanıp tüm gezegeni felakete sürükleyecekti.
   Bu savaş sahneleri Mitoloji de bütün çarpıcılığıyla gözler önüne serilmiştir. Bu tufan öncesi savaş sahneleri “Devler ve Tanrılar Savaşı (TİTANOMAKIA) adını almaktadır. (Theog. 630 vd.)
   “Titan Tanrılarla Kronos oğulları
   ki birileri mağrur Titan’lar, Uthrys’te,
   Öbürleri, tüm nimetleri verenler,
   Olympos’un tepesinde oturanlar,
   Uzun zamandan beri savaşıyorlardı
   Güçlü saldırılarla birbirlerine girerek.
   Yürekleri hınçla dolup taşarak
   Tam o yıl cenkleşti durdular.
   Bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga
   Belli değildi kimin kazanacağı,
   Demek ki Zeus, Kronos’u yenmekle egemenliği hemen ele alamadı. 
 
     DEVASA SAVAŞ ARAÇLARI (1OO KOLLU DEVLER)
   Olympos’luların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeraltındaki hapislerden çıkarılmaları ile sağlanabildiği belirtilir.
   Thessalia’nın yüksek doruklarındaki bir savaş sahnesi:
   Daha büyük olamazdı gümbürtü.
   Biri çökerken öteki üstüne düşse onun.
   Böylesine büyüktü gümbürtüsü
   Birbiriyle cenkleşen tanrıların.
   Rüzgarlar da karışıp Mu kaynaşmaya
   Savuruyorlardı sarsılan toprağı
   Karıştırıp birbirine tozları
   Şimşekleri, yıldırımları, gümbürtüleri,
   Büyük Zeus’un bu savaş silahlarını.
   Bir yandan öbür yana taşıyorlardı.
   Savaşların bağırış çağırışlarını.”
   Evet, işte tufandan önceki savaş sahneleri bunlar, modern bir anlatım tarzında konuyu ele alırsak şöyle bir tablo çıkar ortaya:
 *  “Devler Tanrılar Savaşı” (Titanomakia)
  *  (Titreyen-Titreten-Makineler)
 *   (Devasa makineler yani Dev Robotlar)
  *  (Devasa Makinelerin içindeki akıllı bilge kişiler)
   İnsanlık büyük felaketlerin ardından ilkel yaşama, geri döndüğünde bir nevi insan belleği çöktüğünde her yeni uygarlığın başlangucında yeni sayfalar açıyor daha önce yaşanan olayları pirimitizm içinde olduklarından kendi çağlarında bulunmayan ileri düzeydeki pilotlara veya astronotlara tanrı diyorlardı. Neden?.. Çünkü bu pilotlar ellerindeki makinelerin komutluğunu yapıyorlar ve onlar çok güçlü silahlar kullanıyorlardı. Tabii ilkel insan bunu nasıl anlatacak, etrafındaki oluşmakta olan olağan üstü gücü Antropomorfizm’le özelleştirecekti.
Böylece tabiat olaylarıyla dile getirip yüce tanrısal yetkilerle kendilerince donatılmış bu insanları ilahlaştıracaklardı. Ortaya dolayısıyla umacı çıkmış oluyordu. Bu yanılgıya biraz da günümüze gelinceye kadar ifrit uydurması şiirsel anlatımlar ve felsefe adı altında doğmaların katılmış olması da etken olmuştur.
GÜNÜMÜZÜN ORTADOĞUSU…
   Atlantis’e gönderilen bir birlikten bahsetmiştik. Zaman zaman onlarda gelip Olympos’luları vuruyorlardı. Her iki bloğunda müttefik güçleri vardı. O zamanın belki de  Ortadoğu’su burasıydı. Orada tüm savaş denemeleri yapılıyordu. Örnek verecek olursak Körfez Savaşı, izni İlahiyle vaki olacak tüm dünyayı ateşe atacak İran savaşı gibi…
   Evet, güçlü saldırılarla birbirine girerler, 10 yıl süren, bu savaşta her iki tarafın durumu da hemen hemen aynı imiş, sonra Zeus uzun gayretlerle iktidar mücadelesi yapmış. Bu savaşı da Zeus’un lehine döndürenler şüphesiz “Yüz kollu Devler” yeraltındaki hapislerden (Kurganlardan) çıkarılabilmesi ile sağlanabilmiş.
 Nedir bu yüz kollular?
1.      Bize göre devasa çok gelişmiş silahlarla donatılmış içinde pilotları olan Dev Tanklar veya araçlardır. Her palet te hareket ederken oynar başlıklı taretlerle tüfeğin ateş ediyordu. Çünkü Taret aynı bir baş gibi sağa, sola hareket eder. Dolayısıyla 50 başlı, yüz kollu denilmesi, bu çok gelişmiş Dev Robot makineler adını alabilir. Yeraltındaki sığınaklarından çıkan bu Dev Tanklar veya Makineler bu savaşın ismini veren mitolojideki (Titanomakia) adını almaktadır.
     a) Hypsibremetes: Göklerde gürleyen
   b) Nephele gereta: Bulutları devşiren.
   c) Ostıpetes: Şimşek savuran
   d) Terpikeraunos: Yıldırım sever
   e) Aigokbos: Kalkan taşıyan
   f) Erigdoupos: Uzaklarda gürleyen 
   A) HYSIBREMETES: Göklerde Gürleyen: Özellikle şunu belirteyim ki, Zeus’un bu 6 özelliği iki şekilde ele alınmalıdır.
   a- İlkel Pirimitizm içinde yani başka bir anlatımla Antropomorfizim, yüce tanrısal formların insan şeklinde dönüşülmesi şeklinde ele alınmalı,
b- Modern anlatım tarzında şekillendirilmelidir. Dolayısıyla biz iki şekli de anlatmaya çalışacağız.
   1- Tanrısal bir form düşünülmüş.
   2- Sesten hızlı uçulduğunda ki çıkartlan ses anlatılmak istenmiş. Konkort uçaklarının çıkarttığı sesten birçok insanlar rahatsızlık hissettikleri gibi.
   B) NEPHELE GERETA: BULUTLARI DEVŞİREN: a) Antropomorfizm etkisi mevcut. b) Uçaktan bakıldığında bulutlar devşiriliyormuş gibi görünür.

   C) OSTIPETES:
ŞİMŞEK SAVURAN:
   a) Antropomorfizm etkisi mevcut.
   b) Bir çeşit ışın saçan, ışın sıçraması veya “IŞIN SİLAHI”
   D) TERPİKERAUNOS: YILDIRIM SEVEN:
   a) Antropomorfizm etkisi mevcut.
   b) Kozmik enerji gücü, bir çeşit yok edici “mavi ölüm ışını” bu deyimi de, İbn-i Batuta da kitabında bahsetmiş.
   E) AİGİOKBOS: KALKAN TAŞIYAN:
   a) Antropomorfizm etkisi mevcut.
   b) Bir nevi enerji kalkanı veya robotların üstündeki koruyucu zırh. Işığı yansıtan ayna gibi geriye yansıtıcı:
   F) ERİGDOUPOS: UZAKLARDA GÜRLEYEN:
   a) Antropomorfizm etkisi mevcut.
   b) Bir silahın tesir sahasında (hedefte) yaptığı tahribatta evvelki duyulan ses. 
   Modern anlatımlarla, mitolojilerde geçen bu savaş sahneleri ve Zeus’un (Zülkarneyn) aldığı özellikler açıklandığında, sanıldığı gibi mitolojiler sadece bir efsane değil günümüze ışık tutan birer belge niteliğinde olduğu tespit edilir. Bu kadar modern bir yaşantı yaşayan dedelerimiz mağaralardan gelmediği, her ne kadar Tarih kitaplarında bu şekilde anlatılsa da bu anlatım tarzının değiştirilmesi gerektiği dolayısıyla Tarih kitaplarının yeniden yazılması gerekmektedir. Dünyadaki tek medeniyette 20 yüzyıl medeniyeti değildi…
   Devasa makineler savaşı, Atom savaşları ve çeşitli savaşlar örneğin Amerikalıların Yıldız Savaşları Projesi gibi, birçok proje üretilmiş neticede bu korkunç boyuttaki silahlar bozulmuş. Dünyanın kaderi çizilmişti. Günümüzde genetik mühendisliği çok ileri gittiğini ve çeşitli kobaylar yapıldığını, bu arada da silah türlerinden “zincirleme reaksiyonu başlatılacak bir formül üzerinde duruluyor. Maddenin en küçük parçası atomun zincirleme reaksiyonla patlaması mümkün olursa, siz tehlikeyi o zaman seyredin. Tabii bu bir varsayım sadece. Böyle bir şeyin olması mümkün değil zira atom kâinatın en mükemmel yapılanmış en küçük maddesidir.
   Nükleer kuvvet olmazsa atom olmaz. Zayıf kuvvet olmazsa, elektron olmaz, çekim kuvveti olmazsa dünya olmaz, güneş olmaz, biz olamazdık. Bu kuvvetlerden bir tanesinin yokluğu veya bir tanesi de meydana gelebilecek ufak bir hesap hatası bile kâinatın yokluğu demektir. Bu ne kadar mahir bir mühendisliktir ki aynı kutupta elektromanyetik kuvvetlerin birbirini ittiği yerde nükleer kuvvet görevlendirilmiş ve atom çekirdeği bir arada tutulmama elektromanyetik kuvvetin bin misli şiddetindeki bu kuvvete, atom çekirdeğinin dışına taşmaması emredilmiştir. Çekim kuvvetinden, neredeyse rakamlara sığmayacak kadar daha fazla şiddete sahip elektromanyetik kuvvete, ancak atomları ve molekülleri bir arada tutma vazifesi verilmiş, bu vazifenin dışına taşmaması için zıt kutuplar halinde dengelenmiştir. Hangi tesadüf bu dengeyi salar, hangi tabiat bu hesabı yapar?
   Âlemlerin Rabbinden başka kim olabilir…
   İş işten geçtikten sonra Dünya insanları bir masaya oturdular. Ama yapacak bir şey yoktu. Çünkü felaket yaklaşıyordu. Bunun için Nuh A.S. bu işe devam etmemeleri için dünyayı uyarmıştı. Ama onlar dinlemediler. Azgınlık yılmaması için uyarılmışlardı…

Türk araştırmacılar, tankları hatta uçakları görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı, düşük maliyetli malzeme geliştirdi…

Kuantum Fizik ve Kur’an

Ankebut’un İbrahim Suresi Yorumundan…

49- Ve yevmeizin (dikkat edilen, kulak verilen, izin verilen gün) mücrimini (cisimleri, tenleri, renkleri, sesleri, semavi varlıkları) iplerin içinde birbirlerine bağlantılı, bağlanmış olarak görürsün.

Mealde: O gün bütün suçluları zincirlerle, bukağılarla birbirlerine bağlanmış olarak göreceksin.

Buna iki yönlü mana vermek zorunluluğu var. Birincisi, mücrimini suçlular olarak manalandırırsak, bütün kişilerin suçlu olduğunu, çünkü herkesin suçta bağlantılı olduğunu anlarız. Çok iyi bir insan olabilirsin, ya da çok günahsız sanabilirsin kendini. Ama günahta ortaktır insanoğlu. 
 Niye? Biri bir günah işlerse ben niye ortak olayım ki?

Çünkü mükemmel olamazsın. Her şeyi tam mı yaptın ki kendini toplum günahından sıyırdın. Gördüğün halde bir fakire yardım etmediğin olmadı mı? Yapacak bir yardımın olduğu halde hasta komşunu umursamadığın? Kötü bir amaca hizmet ettiğini bildiğin halde bir şeylere para vermedin mi? 

Bunlar küçük günahlar, büyük günahlara niye ortak olayım? Yapmadığım iyilik niye beni başkalarının günahına ortak etsin?

Çünkü büyük günahlar, büyük zulümler küçüklerin birikiminden oluşur. Mahallende biri açlıktan ölse sen katil değil misin? Herkes biri yardım eder diye sorumluluğu başkasına atarken, bir insan bu yüzden hırsız ya da katil olabiliyor. Her ihmal bir insanın hayatını kötülüğe doğru kaydırıyor. Unutma, kötülük bulaşıcı virüs gibidir. Çok küçük olabilir ama öldürücüdür. Kötülükte usta olanlar bu küçük suçlardan kötülük imparatorluğu kurdular. Sizler de bu imparatorluğun kölesi olarak yaşıyorsunuz. 
Bütün ekonominiz onların elinde. Oysa iyilik de yayılır. “Benim hisseme ne düşer?” diye sorgulayın kendinizi. Daha önce ne ihmaller yaptığınızı da sorgulayın. Göreceksiniz, dikkat ettiğiniz, vicdanınızın konuşmasına izin verdiğiniz gün, günahta ortak olduğunuzu.
İkinci mana ise o günün yani “yevmeizin”in diğer bir yönü. Bu ayet, bilime ışık tutuyor. Kuantum fiziğinin gerçekliğinden ve bunun görünür hale gelmesinden bahsediyor. İnsan, bütün madde ipliklerini görebilecek. Mücrimin, ten, ceset, ses, renk semavi varlık anlamlarının hepsini içeriyor. Demek ki iplerin içinde olanlar bunlar. Maddeniz iplerin içinde. Bilindiği gibi kuantum fiziği maddenin ışık ipliklerinden oluştuğunu iddia eder.

Peki ses? Renk, ışık ipliklerini kastediyor olsa, sesin iplerin içinde olması nasıl oluyor?

Ses, maddeyi çözer ya da bağlar. O madde ipliklerinin bir araya gelişini, kulağınızın duyamadığı çok düşük ya da çok yüksek sesler sağlamıştır. Sura üfürülme, çok yüksek bir sesin evreninizin var oluşunu sağlamasıdır. İkinci sur ise var olanı paramparça eder. Evreniniz zaten ses, ışık ve ruhtandır. Ses ışığı, ışık da sesi bağlar, ruh, oluşuma yerleşir. Hayat başlar. Hemen burada belirteyim, tiz sesleri ve sıcak renkleri azaltın. Bir kadehi parçalayabilen tiz soprano sesi sizde neleri parçalar hiç düşündünüz mü? Ayrıca kırmızı rengin özellikle erkekler üzerinde çok olumsuz etkileri vardır. Kırmızı bedenin rengidir. Egoyu kuvvetlendirir, kan ve et yapısı için faydalıdır. Kadınlar adet gördüklerinden kan yapıcı kırmızıya adet bitiminde ihtiyaçları olabilir. Ama erkek, fiziksel olarak zaten eksik değildir. Kırmızı renk erkeği öfkelendirir. Hayat koruma programını ateşlediğinden saldırganlık yapar ve savaş zamanı kullanılır. Diğer zamanlarda erkeğin insan ilişkilerini bozar hatta hastalık yapar. 

Aa neden!?…

İnsan soğuk renklerle daha bilinçli, sıcak renklerle daha egoist bir hal alır. Kırmızının fiziksel güçlendirici etkisi olduğundan bazı hastalarda faydası olur. Ama devamlı kırmızı bir şeyleri üzerinizde taşımak hiç de iyi değildir, saldırganlığa neden olur. Tiz ses ise parçalayıcıdır çok zararlıdır. Bu yüzden kadın sesi yasaklanmıştır. Hele bu öfkeyle bağıran bir kadınsa maazallah. Bir de acıklı ve olumsuz bir tiz şarkı da çalınırsa zararı tam olur. Çocuklara da bu konuda dikkat etmek gerekir.
 Ha bir de mücrimin kelimesinin semavi varlıklar anlamına bakarsak, semavi varlıkları da iplerin, bağlantıların içinde görür hale gelebileceksiniz. Önceki ayette saklı olanı semavatın ortaya çıkmasıyla bu bağlantıların farkına varacaksınız ve evrende, bu madde ipleri sayesinde seyahat edebileceksiniz demek. Bütün bunlar insanlığın geldiği bir üst düzey durumu izah ediyor. 

50- Giysileri katran (eriyik), ve veçhelerini (yüz, görünüşlerini) nar (ateş, parlak ışık) bürür. 

Bu ayet öncekinin devamı niteliğinde. Buradaki giysiden kasıt insanın bedenidir. Beden anlamını taşıyan pek çok kelime varken Arapçada gömlek, elbise anlamına gelen serabil kelimesi kullanılmış. Çünkü burada elbise gibi değiştirilme özelliği olan bir bedenden bahsediyor. Bu bedenin yapısı eriyik gibi yani bir kalıba döküldüğünde şekil alan eriyik katran gibi, ağaç usaresi gibi vs. bir oluşum. Ve bedenlerin görünüşlerinin parlak ışıklı olacağını anlatıyor.
İki tür evren yapı enerjisi var: Biri nar, biri nur. Nurdan oluşan evrenler melekut âlemidir. Sizin yaşadığınız tür ise tükenme özelliği olan nar enerjisidir. Madde yapınızın enerjisi nar denen enerjiden oluşur. Tıpkı güneşiniz gibi bir müddet sonra sonlanır. Siz, çok kuvvetli nar enerjisi olduğu için güneşinizin narını görebiliyor ama çıplak gözle bakamıyorsunuz. Bunun sebebi sizin görüş yeteneğinizin henüz narı göremeyecek kabiliyette olmasıdır. İşte o gün, yani değişik bir devre girdiğiniz zaman, insan için bunlar mümkün olacak ve siz birbirinizin bedenlerini parlak ışıklı olarak göreceksiniz. 

51- (Bunlar) Allah, her nefse kazandığı şey ile karşılık verdiği içindir. Muhakkak Allah, Seriulhisab (hesabı çabuk olan)dır. 

Burada bahsedilen kazanma nedir? Her nefisin kazandığının karşılığı önceki ayetle nasıl bir ilgi içindedir?
Allah’ı zihninizde gerçek bilgilerle tanımlamalısınız. Ancak, her nefis aynı tekâmül düzeyinde olmadığından her kişiden aynı anlayış beklenmez. Bir bilgi verildiğinde bazıları o bilgiden günaha doğru bir kapı açarken, bazıları bulunduğu iyi hali de beğenmeyerek daha üst düzey bir ahlâka kapı açar. 
Örneğin biz bu ayetleri açıklamaya çalışıyoruz. Ama bazı kişiler bu ayetleri, yaptıkları kötü işler için bir kaçış olarak görebilir. Çünkü diğer meallerde bunlar kötülüğe verilen cehennem azaplarının bir tarifiyken, biz burada başka yönleri olabileceğini göstermeye çalışıyoruz. Bazıları için bütün bunlar; “demek ki dedikleri gibi cehennem yokmuş, ayetler başka şeylerden bahsediyormuş, oh ya artık istediğimi yaparım” anlamına gelebilir. Her nefise kazandığı şey ile karşılık veriliyorsa, bu ne şekilde olursa olsun, kazanan ve kazanamayan var demektir. Bir önceki ayetle ilgisini kurarsak insanlardan ancak kazananlar yani bilinç düzeyleri yeterli olanlar bu deviri görebilir demek ki. Ancak “Allah hesabı çabuk olandır” demek bu düzeye gelen her nefsin bunu elde edebileceği demektir. Bazıları için dünyanın geçireceği bir devirde bunları görmek mümkün olabilecekken yani geleceğe atfolunurken, bazıları için yaşadığı anda mümkündür. Bu yüzden hiçbir şeyi ileriye atmamak, her şeyi bu anda aramak gerekir. En doğrusu ve insanı en tekâmül ettiren yol işte budur.


Şimdi ben istediğim norma girebilen, yüksek ışıkla parlayan, bağlantıları görüp istediğim yere seyahat edebilen bir kişi olabilir miyim?

Kazanabilirsen olabilirsin. Ya bütün ayıklamalardan sonra o devri görecek kadar uzun yaşayıp o zaman içinde insanlığın gelebileceği noktada bunları görürsün ya da velayet yoluyla zihninde açtığın kapılardan girerek bunları görürsün. Bu düzeye gelen pek çok peygamber ve veliullah olduğuna göre buna inanmalısın, bu mümkündür. Unutma bütün bunları uzağa gönderip durmamalısın. Allah hesabı çabuk olandır. Kazandığının karşılığını hemen verir. Şimdi…

52- Bu, insanlar için bir tebliğdir (mesajdır) ve onunla uyarı bulmaları için ve muhakkak Onun tek ilah olduğunu bilmeleri için ve de kapı sahiplerinin bunu zikretmeleri içindir. 

Mealde: Bütün insanlığa bir uyarıdır bu. Öyleyse artık onunla uyarı bulsunlar ve bilsinler ki, Tek İlah O’dur; ve sağduyu sahipleri de bunu akıllarında tutsunlar.

Farkındaysan bu iki çeşit uyarıdır. Biri tüm insanlara uyarı bulmaları ve Allah’ın tek ilah olduğunu bilmeleri, ikincisi ise “ulul el bab= kapı sahipleri” zikretmeleri için. İnsanlar uyarı bulup bilirken, kapı sahipleri zikrederler çünkü kapı sahipleri zihinlerinde derin tefekkür kapılarını açtıklarından, onlar bilmekte değil hatırlamaktadırlar. Yani zaten bütün evren bilgilerinin beyninizin beyaz hücrelerinde mevcut olmasından dolayı bilmekle değil, hatırlamakla, zikretmekle uğraşırlar. Kapı sahipleri zaten uyarı bulmuşlar ve bilmişlerdir. Daha önce de söylediğim gibi, insanlığın geleceği, tekâmül düzeyine ferdi olarak gelebilirler. Sizin keramet dediğiniz haller, onlar için bir kapıdan içeri girmek gibidir. Ama insanlık, pek çok uğraş ile kademe kademe tekâmül edip, genleri yoluyla üst düzeye ulaşabilen bir yol izler. Bütün bu uğraşlar sonucunda geldikleri düzey, daha önce nebiler, veliullahların geldiği düzeydir. İşte o düzeyde bütün insanlık, tek bir bedenin hücreleri, tek bir zatın değişik elbiseleri gibi olduklarını anlayacak, iman edemeyen kalmayacaktır.