Bu Blogda Ara
8 Haziran 2008 Pazar
MEHDİ'NİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde verdiği bilgiler Hz. Mehdi'nin konuşmalarının son derece özlü ve hikmetli olacağını göstermektedir. Hz. Mehdi'nin konuşmalarında laf kalabalığı olmayacak, Hz. Mehdi doğrudan hedefe yönelik çok net ve vurucu bir üsluba sahip olacaktır. Sözlerindeki bu hikmet, Hz. Mehdi’nin konuşma ve hitabet kabiliyetinin son derece kuvvetli olduğunu ve bu üstün yönüyle de diğer insanlar arasında kolaylıkla fark edileceğini ortaya koymaktadır.
Büyük İslam alimi Muhyiddin Arabi eserlerinde Hz. Mehdi'nin 9 özelliğini saymıştır. Muhyiddin Arabi bu sözleriyle, Hz. Mehdi’nin özel bir hikmet ve anlayış gücüne sahip olacağını şöyle açıklamıştır:
1. Basiret sahibi olması 2. İlahi Kitabı anlaması 3. İlahi Kelam'ın manasını bilmesi 4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi 5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması 6. Varlıkların sınıflarını bilmesi 7. İşlerin girift taraflarını bilmesi 8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması 9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması (vakıf olması). Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir. (Kıyamet Alametleri, s. 189)
HZ. MEHDİ TERÖRE VE ŞİDDETE KARŞI OLACAKTIR
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, Hz. Mehdi’nin teröre ve şiddete karşı olacağını, onun döneminde anarşi ortamının ve tüm terör olaylarının son bulacağını haber vermiştir.
Hadislerde Hz. Mehdi döneminde tüm silahların susacağı ve savaşların sona ereceği şöyle bildirilmiştir:
Savaş (erbabı) da ağırlıklarını (silah ve malzemelerini) bıracak. (Sünen-i Ibn-i Mace, 10/334) Harp (erbabı) ağırlıklarını (yani silah ve saireyi) bırakır.
imam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 496)
CENNETLE MÜJDELEMESİ
...Enes b. Malik (r.a.) den, şöyle demiştir: Ben, Resulullah (s.a.v.)'dan işittim, buyurdu ki: Biz Abdulmuttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve
Mehdi Sünen-i İbni Mace, 10/349
ZAMANIN EN HAYIRLISI OLMASI
İbn-i Cerir, Tehzib-il Asar'da şöyle tahric etti: Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi'dir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57
Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 27
Naim b. Hammad, Kab'dan tahric etti, buyurdu ki: Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 58
İSMİNİN PEYGAMBERLERE GELEN KİTAPLARDA GEÇMESİ
Naim buyurdu ki: Ben Mehdi'yi Peygamberlerin suhufunda şöyle bulurum: "Mehdi'nin amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur."
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 21
Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 49
İbni Münavi diyor ki: "Danyal (a.s.)in kitabında şöyle yazılıdır" Süfyanlar 3 tanedir, Mehdiler de 3'tür. 1. Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi, 2. Süfyana karşı 2. Mehdi, 3. Süfyana karşı da Hz. Muhammed Mehdi çıkacak ve Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek bidat ateşleri de onunla sönecektir. Onun zamanında insanlar aziz olacak ve kendi muhaliflerine galıp geleceklerdir. Güzel bir hayat sürülecek, yer ve gök bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdi vefat edecektir. (*)
(*)Bu hadis Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur.
Peygamberimiz ashabinin (r.a.) Tevrat ve İncil'de müjdelenmeleri gibi, Mehdi (a.r.) da diğer peygamberlere indirilmiş kitaplarda müjdelenmektedir, ondan övgüyle bahsedilmektedir.
GÜZEL AHLAKLI OLMASI
Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer.
Kıyamet Alametleri, s.163
İbni Mesud'un rivayetinde, Resulullah şöyle buyurdu: Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,21
İşari manada ayet meali: 3/159- Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi..." 68/4- Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
HERKES TARAFINDAN ÇOK SEVİLMESİ
Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 42
Ümmet'i Muhammed'den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır.
Kıyamet Alametleri, 163
Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur, O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden bahsetmezler.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 33
Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 29
MÜCADELECİ OLMASI
Mehdi işi sıkı tutacak.
Kıyamet Alametleri , 175
İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 23
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 12
Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 24
Mehdi Doğu tarafindan çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 39
İşari manada ayet meali:
15/94- Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.
25/52- Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.
3/172- Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardir.
İRŞADI (TEBLİĞ GÜCÜ)
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de agaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 43
O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.
Kıyamet Alametleri, 165
Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 67
Bir tevili şudur ki: Hz. Mehdi (a.r.) "kuru bir agaç'a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri aynı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan böyle bir insanın, bu sefer yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine ve bütün insanlığa faydalı hale geleceğine işaret edilmiştir. (Allahualem)
Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük mürşidinin irşad ve tedrisiyle bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceğine, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceğine işaret edilmiştir. (Allahualem)
Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.
Kıyamet Alametleri, 186
İmam Rabbani hazretleri de irşad esinde kendisine verilen gücü aynı teşbihle ifade etmektedir.
Allah-ü Taala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki: Kuru bir ağaca teveccüh etsem; o kuru agaç hemen filizlenir.
Mektubat-i Rabbani, 1/18
İşari manada ayet mealleri:
16/125- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.
2/83- Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz. 20/43-44 "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar."
VEHBİ İLMİ
Kab'dan rivayet edildi ki: O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman
Bir tevili şudur ki: Bütün zahiri ilimler, istenildiğinde herkes tarafından okuyarak, araştırılarak öğrenilebilir. Bir de çalışılarak elde edilemeyen, ancak Hz. Allah'ın bir lütfu olan ve onu istediği kuluna verdiği "Vehbi" ilim vardır. Yukarıdaki rivayette "kimsenin bilemediği" denilerek Mehdi'nin böyle bir ilme sahip olduğu anlatılmak istenmiştir. (Allahualem)
Bu ilmin "Ledün ilmi" olması da muhtemeldir. Kehf suresinde Musa (a.s.) ile ismi verilmeyen mübarek bir şahis arasında geçen kıssada, benzer bir ilimden bahsedilmektedir. (Rivayetlerde bu şahsın Hızır a.s. olduğu anlatılır.)
18/65- Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
18/66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"
18/67- Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."
18/68- (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" 18/69-(Musa:) "İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
18/70- Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar."
Ledün: Garip bir ilim ismidir. Ona vakıf olan şahıs, giz ve sırları Allah'ın izin verdiği ölçüde keşfedeceği gibi, çeşitli ilahi esrarlardan da haberi olur. (TÜR-DAV, Büyük Lugat , 558)
Bu kıssada Musa (a.s.)'ın birlikte yaşadıkları üç olay anlatılmaktadır. Hz. Musa, bu ilmi bilmemesi sebebiyle Hızır (a.s.) 'ın ilk anda hatalı ve garip gibi görünen üç davranışına itirazda bulunarak, ona karşı çıkmaktadır. Fakat ayrılacakları vakit Hızır (a.s.)'dan yaptıklarının içyüzünü öğrenince (18/78-82. ayetler) itirazlarında aceleci davrandığını anlayarak, ona hak vermektedir.
Bu kıssanın Kehf suresinde anlatılması pek manidardır. Çünkü bu surede anlatılan diğer iki kıssanın (Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn kıssalarının) Mehdi ile olan yakın ilgisine peygamberimiz (s.a.v.) çeşitli hadisleriyle dikkat çekmiştir. Musa (a.s.) ve Hızır (a.s) kıssasının da özellikle yine bu surede yer alması, aralarında geçen olayların yukarıdaki hadislerde olduğu gibi Mehdi ile yakından ilgisi olabileceğine, ayrıca Hızır (a.s.)'ın ilminin Mehdi'de de bulunabileceğine bir işarettir.
Muhyiddin Arabi aşağıdaki izahında Mehdi'nin 9 özelliğini saymaktadır. Dikkat edilirse bunların hiçbiri nakil ilminde olmayan, daha ziyade hikmet, anlayış, ledün gibi vehbi ilme ait özellikleri taşımaktadır.
1. Basiret sahibi olması
2. İlahi Kitabı anlaması
3. İlahi Kelam'ın manasını bilmesi
4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi
5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması
6. Varlıkların sınıflarını bilmesi
7. İşlerin girift taraflarını bilmesi
Çünkü bunlardan haberi olan bir lider vereceği hükümlerde yanılmaz. Mehdi kıyas ilmini onunla hükmetmek için değil, ondan kaçınmak için bilir. Çünkü verdiği hüküm doğru bir ilham neticesi olacak. Yani Muhammed (s.a.v.) getirdiği şeriat üzere hükmedecek. Bu sebepledir ki peygamber (s.a.v.) onu vasfederken "Benim izimi takip edecek, hataya düşmeyecek" demiştir. Bundan anlıyoruz ki, Mehdi, şeriat sahibi değil şeriata uyandır.
8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması
Çünkü onların her türlü işlerini görmek için Allah onu diğer insanlar üzerine seçmiştir. Liderlerin davranış ve faaliyetleri de kendilerinden ziyade halkın menfaatine göre olmalıdır.. 9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması. Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir
Kıyamet Alametleri, 189
Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir.
CİFR (EBCED) İLMİNİN BİLİNMESİ
Taşköprülüzade Ahmet Efendi "Mevzuatu'l-Ulum" isimli eserinde (11/246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını kaydetmiştir:
Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf ahirzamanda hurucu muntazar Hz. Mehdi'nin hurucuna mevkuftur ki, onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar. Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur.
Mehdilik ve İmamiye , 252
ISLAH EDİLMESİ
Hz. Ali'nin rivayetine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu. Mehdi bizden Ehl-i Beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır.)
Sünen-i İbni Mace, 10/348
Naim Ebu Said-il Hudri'den tahric etti. Peygamber (s.a.) buyurdu: Allah, Mehdi'yi bir gecede ıslah eder. (olgunlaştırır)
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,54/19
Ebu Nuaym'in rivayetinde Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Ey Ehl-i Beyt! Mehdi bizdendir. Aziz ve celil olan Allah onu bir gecede ıslah ve irşad edecek.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 437
İşari manada ayet meali: 93/7 "Ve seni yol bilmez iken, 'dogru yola yöneltip iletmedi mi?"
NÜBÜVVET YOLUNDA OLMASI
Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir: Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.
Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden)
İsa aleyhisselam ve Mehdi aleyhirridvan ise, birinci yoldan vasıl olmaktadırlar. Birinci yol ise, kurb-ü nübüvvetten ibarettir. Tavassut muamelesi orada yoktur. Her kim bu yoldan vasıl olur ise, onun için arada bir hail ve bir vasıta yoktur. Hatta o, feyizleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise, diğerinden ayrıdır.
Mektubat-i Rabbani, 534 Mektup, 2/763-764
Sual: Müceddid için böyle nasıl söylenebilir? Çünki, Hazret-i İsa gökten inecek ve müceddid olacaktır. Hazret-i Mehdi de, çıkacak ve müceddid olacaktır. Bunların, verecekleri feyzleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise, diğerinden ayrıdır.
Cevap: Feyz için vasıta olmak, yukarıda bildirdiğimiz iki yoldan yalnız ikincisindedir. Birinci yolda, yani (kurb'i nübüvvet) denilen yolda, feyz ve hidayet, vasıta ile gelmez. Bu yolda yükselen, arada vasıta ve perde olmadan vasil olur. Hiçbir kimse vasıta ve perde olmaksızın feyzlere ve bereketlere kavuşur. Vasıta olmak ve perde olmak (Kurb-i vilayet) denilen yoldadır. Bu iki yolu birbirine karıştırmamalıdır. Hazret-i İsa (a.s.) ve Hazret-i Mehdi (a.r.) nübüvvet yolu ile vasıl olurlar. Seyhayn, yani hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ömer (r.a.) da, nübüvvet yolu ile kavuşmuşlardır. Resulullahın (s.a.v.) himayesi altındadırlar. Şanları çok yüksekdir.
Saadet-i Ebediye H.Hilmi Isik, 836 (Mektubat-i Rabbani'den 123.Mektup)
Nübüvvet "nebi" kökünden gelip, peygamberlerin Allah'ın emriyle vazifeli olarak insanları doğru yola davet etmeleri görevini tarif eder.
Allah dilediği kuluna Nübüvvet vazifesi verir. Peygamberlik çalışma ve istemeyle elde edilmez. Mehdilik görevi de aynı şekilde Allah'ın dilemesiyle onun istediği şahsa verilir. Mehdi bu makama kendi gayreti ile gelmeyecektir. Velayet makamıina ulaşmak için bir gayret ve çaba gerekirken Nübüvvet yolu için böyle bir şart yoktur, burada seçilmek sözkonusudur.
Nübüvvet yolunun Velayet yolundan diğer farkları ise: 1. Bu yolda hidayetler, feyzler dogrudan onlara ulaşır, arada herhangi bir vasıta (mürşid) yoktur. 2. Nübüvvet yolu peygamberlerin yoludur, onların tebliğ metodu ve mücadele tarzı bu kelime ile ifade edilir. Mehdi de bu yoldan olacağına göre onun mücadele şekli de aynen peygamberler gibi olacaktır. 3. Nübüvvet yolunda genellikle içe dönük bir yapı mevcuttur. Tarikatlar bu gruba girer. Bağlıların kendi nefislerini ıslaha çalışmaları, bu yolun esasıdır. Nübüvvet yolu ise peygamber yolu oldugu için devamlı mücadele ve tebliğ ile yani bütün insanlara yönelik sosyal bir yapı ile karşımıza çıkar.
SIKINTI VE ZORLUKLARLA KARŞILAŞMASI
Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir. ...Abdullah b. Mesud (r.a.) dan; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ...Biz öyle bir ev halkıyız ki; Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 14
Bütün enbiya (a.s.) ve evliya (r.a.) Allah-u Teala'nın gönderdiği dini tebliğ etmek ve yaymak yüzünden insanlar tarafindan anlaşılamamış, onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır.
Allahu alem Ehl-i Beyt'ten gelecek olan Hz. Mehdi (a.r.) de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacaktır. Aşağıdaki peygamberimizin hadisi böyle bir durumu "Mehdi'nin biat sırasında kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını" haber vermektedir.
Naim b. Hammad Hz.Ali'den (r.a.) rivayet etmiştir: ...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildigi bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü, ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık." Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 55
Resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuşlardır: - Dininde kavi, güçlü olanın başına gelecek belalar büyük olur.(1) -Hak Teala bir kulunu sever veya kendine yaklaştırmak isterse, üzerine bela ve musibetleri ardı ardına gönderir.(2) -Hak Teala bir kimseye bir hayır diledimi, ona bela ve musibet verir (3)
(1) Ibni Hibban (2) Ibni Ebi'd Dünya (3) Imam Malik ve Buhari
Aşağıdaki hadis-i şerifte de İstanbul'u fethedecek Hz.Mehdi (a.r.) ve yardımcılarında, fetihten önceki devrede hastalık sıkıntı ve üzüntülerin bulunacağı ve daha sonra bu sıkıntının kaldırılacağı bildirilmektedir.
Allah Konstantiniyye'yi (Istanbul'u) çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek... Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak
Kıyamet Alametleri, 181
Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de birçok peygamberin yalanlanmak, delilik ve büyücülükle suçlanma, hastalık, haksız yere zindana atılma... gibi çeşitli sıkıntı ve eziyetlerle karşılaştığını, fakat bütün bunlara sabır edilmesi gerektigini haber vermektedir.
İşari manada ayet mealleri: 6/34- "Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler..." 44/14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir." 51/52- İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. 23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." 26/29- (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." 33/69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti. 37/97- Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın." 68/51- O inkar edenler, zikri (Kur'an'i) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. 46/35- Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme..."
GÖZETLENMESİ - TAKİP EDİLMESİ
Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.
Mehdilik ve Imamiye 37, (Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)
Not: Bu hadis uzun bir hadistir, tamamı ileride izah edilecektir.
Hadisin başlangıcında Mehdi'nin Deccal 'in silahlı adamları tarafindan gözetlendiği ve takip edildiği bildirilmektedir. Önceki devirlerde de tevhid mücadelesinde bulunmuş bazı peygamberlerin de benzer şekilde gözetlendiğini böylece kontrol altında tutulmak istendiğini Kur'an-ı Kerim'den öğrenmekteyiz.
23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."
"Mehdilik ve İmamiye" isimli araştırmanın sahibi bu hadisin tamamı hakkında şu izahları yapmaktadır.
Ebu İshak ve Ma'mer gibi raviler bu zattan maksad Hızır (a.s.)dır demişlerse de , biz Hz.Mehdi (a.s.) olduğu kanaatindeyiz. Hadis-i Şerifin siyah ve sibaki bunu göstermektedir. Hadis-i Şerifin baş tarafinda deccalin merkezde gözetleme yapan silahlı askerlerinden bahsediliyor. Şu halde deccal büyük bir orduya veya hükümet kuvvetine sahip olacaktır. Kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'ye kuvvetini kullanarak eziyet etmekte ve tesirsiz hale getirmeye çalışmaktadır. Hadis-i şerifin ifadesine göre artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Yani durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır. Bu arada Mehdi'yi tesirsiz hale getirdiğini zanneden Deccal karşısında Mehdi'nin ordusu çiğ gibi gelişini görür. Artık Deccal Mehdi'yi mahkum edemiyor, bu noktayı hadis-i şerif şöyle ifade ediyor: "Ey insanlar şu muhakkak ki, artık Deccal bana yaptığı bu işi insanlardan hiçbir kimseye yapamayacaktır. Tam bu sırada o müminin boynu ile köprücük kemiği arası bir bakır levha haline gelir de, artık Deccal onu kesmeye hiçbir yol bulamaz."
Su son ifadeler çok dikkate değerdir. Boyun ile köprücük kemiğine gelince, hepimiz biliriz ki, idam edilecek adamın suçları bir kağıda yazılıp boynuna asılır. Şu halde hadiste bu kısım bakır levha haline geliverir dediğine göre Deccal Mehdiye artık kılıç geçiremeyecektir (ona hiçbirşey yapamayacaktır) demektir. (Mehdilik ve Imamiye 39)
DECCAL'İN MEHDİ'YE EZİYET ETMEYE ÇALIŞMASI
Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'in merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. Ve kendisine: Nereye gitmeyi kasdediyorsun? diye sorarlar. O da: Şu çıkan kimseyi (yani Deccal'e) karşı gitmeyi kasdediyorum, der. Deccal'in taraftarı ona: Sen bizim Rabbimize inanmıyor musun? derler. O zat da: Bizim Rabbimiz de hiçbir gizlilik yoktur der. Ötekiler de: Bunu öldürün, derler. Bu söz üzerine taraftarların bir kısmı diğerlerine: Sizin Rabbiniz, kendi izni olmadan herhangi bir kimseyi öldürmekten sizleri men etmiş değil midir? Müteakiben o zatı Deccal'in yanına götürürler:
Mehdilik ve Imamiye 37
Deccal, kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'yi öldürmek istemez, ona sıkıntı verir eziyet eder. Önce onu insanların gözünde karalayarak tesirsiz hale getirmeye çalışır, başarısız olduğunu görünce bu sefer onu insanlardan ayırarak uzaklaştırır, hadisin ifadesiyle firlatıp atar.
"Mehdilik ve İmamiye" yazarı izahına şöyle devam ediyor: Ayrıca onu zindanlarına atmakla bir ateş içine attığını zanneder. Halbuki onu cennete atmıştır. Zira mümin cehennemde olsa bile gönlü cennettedir. Müslim-i Şerif'in mütercimi Mehmed Sofuoğlu buradaki cennetin dünya bahçelerinden bir bahçe olduğunu söyler. Şu halde anlaşılıyor ki, Deccal Mehdiyi ıssız yerlere sürecek ama onun sürdüğü yerler bağlık yerler olacaktır.
Mehdilik ve Imamiye 40
HAKKINDA OLUMSUZ PROPAGANDA YAPILMASI
Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'i görünce: Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur, der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de, o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: Onu alın da yaralayın! der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da firlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.
Mehdilik ve İmamiye 40
Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşabih olarak (benzetme yapılarak ) söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı burası için; Mehdi'nin ünü "Durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme şeklinde olacağını söyleyebiliriz. Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyordu. Şairler, panayırlarda, çarşılarda peygambere çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin diyorlardı. Şimdi de İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında itibarını sarsmaya çalışacaklardır. (Allahualem)
Hadislerde Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğunu gördük. "Altın Çağ" olarak anlattığımız devre, Mehdi'nin halife olduğu son dönemlerine aittir. Mehdi ve müslümanlar ancak bu devrede rahata, bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devrede yaşayacaklardır.
İşari manada ayet meali: 93/4-5 " Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın."
HİCRETİ
O Kudüs'te hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır.
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)
HİLYESİ
O, açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü, dişleri parlak ve seyrek bir kişidir. Sağ yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır....
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)
KONUŞMASI
Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur. Kırk yaşındadır.
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, sf.1699, sf.174)
MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
Hz. Ali'nin (r.a.) rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi gönderecek.)
Sünen-i Ebu Davud, 5/92
Hz. Ali (r.a.) den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: El-Mehdi , bizden Ehl-i Beyt'tendir.
Said b. el Müseyyeb (r.a.) dan, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi, kızım Fatima'nın neslindendir.
Sünen-i Ibn Mace, 10/348
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir.
Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 13
İbnu Mes'ud: "Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur."
Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232)
Bütün peygamberler birbirinin neslindendir. Mehdi (a.r.) de bu nesilden gelmektedir. Halk arasında bu nesilden gelenlere Seyyid denmektedir.
İşari manada ayet mealleri: 2/128- "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."
3/33- Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;
6/87- Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.
GÜZEL OLMASI
O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.
Mehdilik ve Imamiye, 153 (Ikdüd, Dürer'den)
Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 33 Kitab-ül Burhan Fi Alamatil-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 22
İşari manada ayet mealleri: 12/31- (Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.
OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR
Mehdi'nin omuzunda peygamber efendimizdeki nübüvvet mührü bulunacaktır.
El-Kavlu Fi Muhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,41
Omuzunda peygamberin alameti vardır.
Kıyamet Alametleri,165 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 23
Omuzunda peygamberin nişanı vardır.
Kıyamet Alametleri,163
Hadis-i seriflerden anlasilacagi üzere Hz. Mehdi'nin iki omuzu arasında Resulullah (s.a.v.) efendimizdeki gibi aşikare görülebilecek bir nübüvvet mührü olacaktır.
Cabir b. Semüre'den (r.a.) rivayet edilmiştir: Resullulah'ın (s.a.v.) mührü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi.
Sünen-i Tirmizi,6/126
Abdullah b. Sercis 'ten (r.a.) rivayet edilmiştir. &İki küreği arasında sol küreği bölümü tarafinda üstü siğilleri andıran beneklerle dolu peygamber mührüne baktım.
İbni Kesir- Semail-i Resul,53
Ebu Saib b. Yezid 'den (r.a.) rivayet edilmiştir: Gözüm peygamberimizin (s.a.v.) iki omuzu arasındaki mühüre ilişti. Birden onun hacle (gerdek) düğmesi kadar olduğunu gördüm.
Sünen-i Tirmizi,6/126
RENGİ
Rengi arab rengidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,24
Not: Arap ırkının ten rengi kırmızıyla karışık beyazdır.
Hz. Mehdi 'nin rengi arabidir.
(Kıyamet Alametleri 163) (El - Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,29) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,24)
Esmer olacaktır.
Kıyamet Alametleri 163
Enes b. Malik (r.a.) Peygamberin (s.a.v.) rengi hakkında söyle dedi: Beyaz (renkli) idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu.
Ibni Kesir, Semail-ür - Resul, 28
Esmerden (Siyahtan) maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretlerinin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem Hazretlerinin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi.
Ibni Kesir, Semail-ür - Resul, 28
Güneş ve rüzgarların tesiri ile vücuda gelen renge kırmızıya çalan renk; esmer, hiç güneş yüzü görmeyen elbise altındaki tenin rengine de parlak beyaz renk denir.
ENDAMI
Hz. Mehdi 'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 36 29
Cismi, İsrail cismidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 24
Mehdi sanki Beni İsrail 'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.)
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23 30
BOYU
Mehdi, orta boylu olacaktır.
Kıyamet Alametleri El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 41
Enes B. Malik rivayetler buyurdu ki : Resulullah (s.a.v) orta boylu idi.
Bilindiği gibi hadiste geçen Rab 'a kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir.
Tirmizi, Semail-i Serif, 15
YAŞI
Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir.
Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaslarındadır.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 41
40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır.
Kıyamet Alametleri, 163
SAKALI
Sakalı bol ve sık olacaktır.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23
Sakalı sıktır
Kıyamet Alametleri, 163
MEHDİ DEVRİNDEKİ HAYAT: ALTINÇAĞ
Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın (a.s) önderliğinde gerçekleşecek İslam'ın dünya hakimiyeti devri yani bir başka deyişle "Altınçağ", hadislerden de anlaşıldığı üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek ve peygamberimiz dönemine yani 'Asr-ı Saadet'e benzeyen bir devir olacaktır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu dönemi cennet benzeri özelliklerle tasvir etmesi nedeniyle, İslam alimleri bu devreye "Altınçağ" ismini vermişlerdir.
İşari manada ayet meali:
6/134- Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir.
Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet ve güven, sosyal adaletin temini, refah, huzur ve saadet bu devrin belli başli özellikleridir. Hadis-i şeriflerde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağını müjdelemektedir. Teknolojik gelişme, ahirzamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Kişiler Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklar ki; hadisin ifadesine göre zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için, Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını isteyeceklerdir.
Mehdi'nin zamanında; "küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım" diye temenni ederler.
Naim, Tavus'dan rivayet etti: Ben Mehdi'ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır.
Kitab-üll Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman , 17
O DEVİRDE GÖRÜLMEMİŞ BİR BOLLUK OLACAKTIR.
"...Cabir b. Abdullah'tan rivayet edilmiştir; Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki : ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır."
Sahih-i Müslim 11/351
Ebu Said el-Hudri'den rivayet edilmiştir; Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki: ümmetimde Mehdi vardır, "Insan ona gelecek ve 'ey Mehdi! bana da ver, bana da ver! diyecek; Mehdi de onun esvabını taşıyabildiği kadar dolduracaktır.
Sünen-i Tirmizi, 4/93
Ebu Said-i Hudri'den rivayet edildiğine göre, Peygamber buyurdu ki: "ümmetim içinde el-Mehdi olacaktir."Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tir. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de : Al , diyecektir."
Sünen-i İbni Mace 10/347 Ramuz El -Ahadis 508 (İbni Mace-Tabaranai'nin Kebiri)
Darekutni "ifrad", Tabarani "Evşad" isimli eserinde Ebu Hureyre'den tahric ettiler: "O zaman ümmetim, iyisi, kötüsü, hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur. Bir adam kalkar şöyle der: "Ey Mehdi bana ver." O da "Al" der."
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mihdiyy-il Ahir Zaman, 16
(Mehdi'nin zamaninda) gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir.
Ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 437
Onun devrinde, ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri , misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere sahip olacaktır. çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23
BOLLUK NASIL SAĞLANABİLİR?
İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yediyüz ölçek bulacak. Onun zamanında, insan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.
Kıyamet Alametleri, 164 El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 24
Bu rivayetlerde de anlaşıldığı kadarıyla Mehdi zamanında teknolojinin ve bilimin sırlarının insanların hizmetine sunularak, her alanda olduğu gibi tarımda da yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmalari ve yağmur sularının barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda üretim artışına dikkat çekilmektedir.
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE DÜNYA BESİN KAYNAKLARI
Tarim bilimcilerine göre, dünyada insan besini olmaya uygun 80 bin kadar bitki türü vardir. Tarih boyunca, bunlardan üç bin kadarı yiyecek olarak kullanılmış, fakat ancak 150 tür geniş çapta yetiştirilmiştir. Günümüzde ise, tüm dünyada yalnızca 15 kadar bitki türü nüfusun yüzde 90'ini doyurmaktadir. Sadece üç tür (buğday, pirinç, mısır) dünya tahıl üretiminin üçte ikisini oluşturmaktadır. Demek ki, yeryüzünde besin olarak kullanılmaya uygun türlerin çok küçük bir bölümünden yararlanılmakta, üstelik yaygın olarak yetiştirilen tür sayısı da giderek azalmaktadır.
çöllerin yeşermesi
ölüm -Kiyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri
Gelişen teknolojiyle ve suyun verimsiz çöl topraklarına ulaştırılmasıyla birlikte buralarda da normal tarım yapılır hale gelmiştir. Bütün çöllerde bu sistemler uygulandığında tüm dünyada önemli miktarda üretim artışı sağlanacaktır.
HAYAT PAHALILIğI VE DARLIK YILLARI BİTER
"Altınçağ" olarak da adlandırılan bu devirde, şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir bolluk ve bereket yaşanacağına değinmiştik. Altınçağ'dan hemen önceki devrin özelliği ise; hayat pahalılığının ve geçim sıkıntısının artması, savaşların çoğalması, halkın korku içinde olması, karışıklık ve fitnelerin yaygınlaşması, güvensizliğin hakim olmasıdır.
Mehdi çıkmadan önce Magrip'te karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
ölüm -Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,440
Işari manada ayet meali:
12/49- Sonra bunun arkasından bir yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve onda sıkıp-sağacaklar."
16/112- Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.
MEHDİ'NİN CÖMERTLİĞİ
Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak. Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol mal dağıtacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 26
Mehdi adil bir hakem olarak çıkacak, eşyayı, malı dağıtacak, fakat bolluktan dolayı kabul eden olmayacaktır.
İbni Ebi Seybe, Matar'dan tahriç etti ki: ... Bir gün Matar'ın yanında ömer b. Abdülaziz'den bahsedildiğinde O şöyle cevap verdi: Bize ulaştığına göre, Mehdi öyle bir şey yapacak ki, ömer b. Abdülaziz onu yapmamıştır. Bunun ne olduğu sorulduğunda Matar şöyle cevap verdi: Birisi Mehdi'ye gelip ondan birşeyler ister ve kendisine: "Beytülmal'a gir istediğin kadar al" denir, o kişi girer ve çıkar.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyye-il Ahir Zaman, 16
Resul-i Ekrem (s.a.v) efendimiz şöyle buyurdu: ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet olarak hata edip saymayacaktır.
ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 433 Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir.
El-Kavlu Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 24
İşari manada ayet meali
38/39- "İşte bu, bizim verğimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."
TEKNOLOJİDE BÜYÜK İLERLEMELER GÖRÜLECEK
Gelişen bilim ve teknolojiyle birlikte gittikçe hızlanan ve kolaylaşan iletişim ve ulaşım sayesinde, bir zamanların uçsuz bucaksız dünyası küçülerek, adeta cepte taşınan küçük mikrobilgisayarlarla özdeşleşir oldu.
Bugün bilimadamlari yeni bir yüzyıla, 2000 senesiyle başlayan 21. asra hazırlanıyor, ve 2000 senesiyle beraber dünyayi saracak olan telekominikasyon ağını yaşamı nasıl rahat bir hale sokacağını tartışıyor, yeni buluşlar için çalışıyorlar.
MEHDİ DEVRİNDE ADALET
Ali (r.a)dan, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur. Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış ta olsa Allah (c.c.) benim ehli beytimden bir zatı gönderecek yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak.
Sünen-i Ebu Davud, 5/92
Ebu Said el-Hudri'den, Resulullah (s.a.v.) buyurduki: Mehdi bendendir, yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur.
Süneni-i Ebu Davut, 5/93
İmam Mehdi'nin zamanında yeryüzünde emniyet olup herkes onun adaletiyle dünyanın zevkini tadinca zaman kısalır. çünkü insanlar uzun olsa bile zevkle geçen günlerini kısa sayar , sıkıntılı geçen günlerini de uzun sayar.
Ölüm -Kiyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri
Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır.
Abdullah Mesud'un rivayetinde Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Bu (Emir) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurduklari gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır.
Sünen-i İbn-i Mace, 10/348
Resulullah (s.a.) efendimiz bir başka hadisinde şöyle buyurdu: Allah-ü Taala, ehl-i beytimden birini çıkarmadıkça, dünya çökmeyecektir. Daha önce zulüm ve adaletsizlik dolduğu gibi, onun gelmeşi ile dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar.
Mektubat-i Rabbani, 1/251
Malı, eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. Onun adaleti her yeri kaplayacak. Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır.
Hz.Mehdi'nin zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir.
Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23
4/58- "şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor."
7/181- Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip-ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır.
MEHDİ'NİN ÇIKIŞ YERİ VE ZAMANI
Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir. (Allahualem Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili rivayetler, bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten itibaren, insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir.
Bazı ulemalar, Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada insanlık tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır. Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman belirlemesi yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti tesbit için, takvim başlangıcı gibi 7 bin yıl evveli ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması yapılmış olur. İmam Rabbani Hazretleri Mektubat 'ta şu rivayeti nakletmiştir.
Takriben 124 bin tane peygamberimiz gelip geçti.
Mektubat-i Rabbani, 1/354
Hz. Ademden itibaren Resullah efendimize kadar 124 bin peygamber gelip geçmiştir. Başka bir rivayette İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyurmuştur:
Böyle aradan "1000 senenin" geçtiği vakit, geçen ümmetlerde Ulü'l azm bir peygamberin geldiği vakittir. .
Mektubat-i Rabbani, 1/495
Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene de de Ulü 'l azm bir peygamber gelmiştir.
Her 100 senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem aleyhisselam efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar: 124.000x 100= 12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.)
Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir (Allahualem)
Ahmet İbni Hanbel ilel inde nakletti. Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, 89
Daha önceki hadislerle dünyanın ömrünün 7 bin yıl oldugunu görmüştük. Burada ise Efendimize kadar 5 bin 600 yıl geçtiği belirtiliyor. Bu rivayete göre Ümmet-i Muhammed 'in ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. (7000-5600=1400)(Allahualem)
Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Ehl-i beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir... Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah O günü behemehal uzatır.
Sünen-i Tirmizi 4/92
Hz.Ali 'den rivayet olduğuna göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış ta olsa, Allah (cc) benim Ehl-i beytimden bir zatı gönderecek.
Sünen-i Ebu Davud, 5/92
İbn-i Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre 'den tahric ettiler, o dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu: Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini Melik kılar.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Muntazar, 10 El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27 Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.437
Biraz önceki rivayetlerden ve şartlardan anladığımız kadarıyla Hicri 1400 yılı aynı zamanda Hz. Mehdinin çıkış yılıdır. Hicri 1400 yılına girmeye dünya günü olarak 1 gün! bile kalsa, vazifeye hazır bekleyen Mehdinin vazifesini yapması için, kıyamet belirli bir zaman ertelenecektir. (Allahualem)
İbni Abbas 'dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır, O dedi ki; Dünya yedi gündür, Her bin gün bin yıl gibidir ve Resulullah (s.a.v.) 'de onun sonunda gönderildi.
Dakkak b. Zeyd-ü Cüheni 'den rivayet ettiler. Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah (s.a.v.) 'e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi: O buyurdu ki, Yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin senedir. Ben de O 'nun son bininde olacağım.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 89
Bu rivayetlerden de anladığımız kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri 1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (a.r.)yi bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak, Hz. Mehdi (a.r.)nin vazifesini yapmasına müsait hale getirilecektir.
İmam Rabbani, Mehdi'nin peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.
Ancak beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene). Ona bir üstünlük verilip suyu bulması, arttırıla... Böylece kemalatin aslı zuhur edip onun zilletini örte.. Ve nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin. Allah ondan razı olsun.
Mektubat-i Rabbani, 1/569
Şeriatın teyit hasletleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir. Bu davanın doğruluğuna adil şahid: İsa'nın (a.s.) Mehdi'nin (r.a.) bu bin içinde var oluşlarıdır.
Mektubat-i Rabbani 1/611
Resulullah (s.a.v.)in ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.)in irtihali üzerinden binsene geçtikten sonra isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl ola. Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-rüsül Resulüllüh (s.a.v.) müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.
Mektubat-i Rabbani 1/440
Peygamber Efendimiz'in vefatından bin sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani Hazretlerinin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yılı içerisinde Hz.Mehdi (a.r.) gelecektir. Bunun için en uygun zaman 1400-1600 yılları arasıdır. Bu seneler ikinci bin yılının tam ortasıdır. 1400'den 1500'e kadar İslamın hakimiyeti, 1500-1600 yılları arasında da bozulma ve kıyamet beklenecektir.
Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi aşmayacaktır.
Kıyamet Alametleri, 299
Celaleddin Suyuti'nin "El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar"isimli kitabından nakil Beddiüzaman Said Nursi Hazretleri de, ümmetin galibiane ömrünün 1506 yılına kadar olacağını bildirmektedir.
"... Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların, cihad edenlerin) son zamanlarına; ve ikinci cümle, binbeşyüzaltı(1506) makamile galibane mücahedenin tarihine.... işaret eder. (...) bu tarihe kadar (1506) zahir ve aşikarane, belki galibane devam edeceğine remze yakın ima eder."
Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 46
İmam Suyuti (r.a) dahil bir kısım ulema bu ümmetin icabet ömrünün (Hicri) 1500 yıllarına kadar devam edeceğine daha sonra da bozulmanın başlayacağına (Allahualem) diyerek işaret etmektedirler.
Sahih kaynaklı Hadis-i Şeriflere göre Hz.Mehdi (a.r.) zuhur ettikten sonra 40 sene yaşayacaktır. Hz.İsa (a.s.) efendimiz hakkındaki Hadis-i şeriflerde de O'nun yeryüzünde kalış müddedinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir. Bunun bir kısmını Hz.Mehdi (a.r.) ile Hz. İsa (a.s.) efendilerimiz beraber yaşayacaklardır; bu da yaklaşık 7-10 senedir. Bu bilgilere göre Hz.Mehdi (a.r.) ve Hz.İsa (a.s.) efendimizin vefatına kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten 1500'e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de vaziyetin muhafazasına çalışıldığı bir devre olacaktır.
Bu rivayette de Mehdi'nin yüzyıl başında zuhur edeceği bildirilmektedir.
Zira onun (Hz. Mehdi'nin ) zuhuru, yüz başlarında olacaktır.
Mektubat-i Rabbani
Yukarıda izah edildiği gibi, İmam Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i Muhammed'in ömrü 1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500 yılına ulaşmaya bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı başlarıdır.
Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Kıyamet, yeryüzünde Allah'a ibadet edilmeyen bir yüz sene geçmedikçe kopmaz.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiiyy-il Ahir Zaman , 92
Yukarıdaki rivayetlerin işaretlerinden saadetli bir yüzyıl geçtikten sonra ve yaklaşık bir yüzyıl zulmün, küfrün hakim olduğu devre geçtikten sonra kıyamet beklenecektir.
Yapılan hesaplar, Mehdi ancak Hicri 14. asrın başlarında çıktığı taktirde doğrulanacaktır. Ümmetin ömrü Hicri 1500 senesini aşmayacağına göre, Mehdinin Hicri 1400'ün başlarında gelmesi gerekmektedir.
El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494 Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai 'nin Kebiri
MEHDİ'NİN ÇIKIŞ YERİ
Hz. Mehdi Hilafet Merkezinin Eskiden Bulunduğu Yerden Çıkacaktır
Ahir zaman hakkındaki rivayetlerin merkez noktasını Mehdiyet teşkil eder. Ahir zamandaki önemli olayların çoğu Mehdiyet etrafında gelişir. Ancak bu olayların yerleri hakkında farklı farklı rivayetler mevcuttur. Bediüzzaman bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:
"Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın ihtilafatı ve sırrı şudur ki: Ehadisi tefsir edenler, metn-i ehadisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdiyye veya Süfyaniyye'yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler."
Sözler, 359
Bir başka yerde de Üstad konuyu şöyle izah etmiştir:
"Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak'da, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, "Merkez-i Hilafet-i İslamiye" yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler."
Şualar, 492
Yani, Bediüzzaman'ın üstteki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır.
Mehdiyet olayının gerçekleşeceği yer olarak, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Ravilerin bu içtihatları da zamanla rivayetlere katılarak günümüze ulaşmıştır.
Ancak, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi'nde gerçekleştiğidir.
Bediüzzaman da bu sonuca varmıştır. Bilindiği gibi, son hilafet merkezi "İstanbul"dur. Halifelik bu yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Peygamberimizin iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetler İstanbul'dadır. Sonuç olarak, halen bu manevi ünvanı koruyan tek şehir İstanbul'dur.
Hz. Mehdi İstanbul’dan Çıkacak ve Hz. Mehdi İstanbul’u Manen Fethedecektir
Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi'nin İstanbul’dan çıkacağını haber vermiştir:
Hz. Katade (ra)'dan rivayete göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Mehdi, Medine'den çıkacak ve Mekke'ye gelecek. İnsanlar onu, kendi aralarından (tanıyıp) ortaya çıkaracaklar ve o, istemediği halde Rükun ile Makam arasında ona biat edecekler."
(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Hz. İbni Amrdan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) medinenin (şehrin)fethi. -Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?) -Buyurdu ki: Konstantiniyye.(*) Bu Konstantiniyyenin Mehdi tarafından yapılacak fethidir.
(Kıyamet Alametleri, s. 204 Ramuz-el Ehadis, 296)
MEHDİ(A.S.)
Kuran’da Hz.Mehdi (as)Hz. Mehdi, Peygamber Efendimiz (sav)'in çok sayıdaki hadisinde, ismiyle, vasıflarıyla, yardımcılarıyla, devrinin özellikleriyle ve yapacağı icraatlarla ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi hakkındaki tarifleri o kadar detaylı ve açıktır ki, Hz. Mehdi ortaya çıktığında kendisini görenler bu açıklamalardan Allah'ın izniyle hemen kendisini tanıyacaklardır. Peygamberimiz (sav)'in İslami kaynaklarda 1400 yıl öncesinden günümüze aktarılan hadislerinin yanı sıra Kuran'da da Hz. Mehdi'nin gelişine ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden ayetler bulunmaktadır. Bu ayetler doğrultusunda hazırladığımız ve Hz. Mehdi'nin zuhuru ile ilgili detaylı bilgiler içeren yazımız, içinde yaşadığımız dönemde tüm iman edenler için müjde niteliği taşımaktadır.
Kuran’da Mehdi’nin Gelişine İşaretler
Bir ayette, Kitap Ehli'nin Peygamber Efendimiz (sav)'i "çocuklarını tanır gibi tanıyacakları" bildirilmektedir:
"Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. "
Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi'nin tanınmasına da işaret etmektedir. Hz. Mehdi de ortaya çıktığında insanlar, Peygamberimiz (sav)'in tarifleri ışığında, onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Kuran'da Hz. Mehdi'nin gelişine işaret eden ayetlerden birinde, "Hz. Muhammed (sav)'den sonra gelecek bir elçi"den bahsedilmektedir.
Yüce Allah bu ayet ile, kendilerinden sonra gelecek olan bir elçiye iman etmeleri ve ona yardımda bulunmaları konusunda peygamberlerden kesin bir söz aldığını bildirmiştir:
"Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti. " (Al-i İmran Suresi, 81)
Bu ayette bahsi geçen, kendilerinden söz alındığı bildirilen peygamberlerin isimleri ise, bir başka ayette şöyle haber verilmiştir:
"Hani Biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık." (Ahzab Suresi, 7)
Ayette "Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa'dan" ve "senden" ifadesiyle de "Hz. Muhammed (sav)'den" söz alındığı bildirilmektedir.
Ayetin bu açıklaması, "geleceği bildirilen bu elçinin Hz. Muhammed (sav) olmadığını ve bu kişinin Peygamberimiz (sav)'den sonra gelecek bir elçi olduğunu" göstermektedir (en doğrusunu Allah bilir). Allah'ın Hz. Muhammed (sav)'den sonra geleceğini haber verdiği bu elçi, Peygamberimiz (sav)'in de hadislerinde gelişini müjdelediği "Hz. Mehdi" olabilir (En doğrusunu Allah bilir).
Yukarıda açıklanan Ahzab Suresi'nin 7. ayetinde, Hz. İsa'dan da, geleceği müjdelenen elçiye yardım edeceği konusunda söz alındığının bildirilmiş olması, bu elçinin Hz. Mehdi olabileceği konusundaki kanaati güçlendirmektedir. Çünkü bilindiği gibi Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek olan Hz. İsa'nın, Hz. Mehdi'ye tabi olacağı ve ona destek olacağı bildirilmektedir:
"Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. " (Saff Suresi, 6)
Hz. İsa, kendisinden sonra gelecek olan bu elçinin adının "Ahmed" olacağını müjdelemiştir. Kuran'ın geneline bakıldığında, Peygamberimiz (sav)'den bahsedilen ayetlerde "Muhammed" isminin ya da sadece "peygamber" ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Kuran'ın hiçbir yerinde Peygamberimiz (sav) için "Ahmed" ismi kullanılmamıştır. Bu isim Kuran'da yalnızca tek bir yerde ve gelecek bir elçinin müjdelendiği bir ayette geçmektedir. Bu durum, ayette geçen "Ahmed" isminin, Peygamberimiz (sav)'in yanı sıra, ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'ye de işaret ettiği kanaatini desteklemektedir (en doğrusunu Allah bilir). Ayrıca önceki ayette olduğu gibi, bu elçinin ismine dair müjdeyi de yine Hz. İsa'nın veriyor olması, bu yöndeki işari manayı kuvvetlendiren bir başka delil oluşturmaktadır.
Peygamberimiz (sav) de hadislerinde, Hz. Mehdi'nin ismi hakkında şu bilgileri vermiştir:
"... Size ..., ismi AHMED, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi'yi reis kılmıştır. Ona katılınız."
"... Ona katılın, O Mehdi'dir. İSMİ DE AHMED B. Abdullah'dır..." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, 8. baskı, s. 165)
"Ebu Davud ile Tırmızi'nin İbni Mesut (RA) dan nakil ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık (uygun) olacaktır..."" (Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 9. baskı, s.159-160)
Hz. Mehdi’nin Gelişine ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Diğer Bazı Ayetler
"Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele." (Saff Suresi, 13)
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
"Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir... " (Nur Suresi, 55)
"Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. " (Tevbe Suresi, 33)
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman. Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde. Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. "(Nasr Suresi, 1-3)
"Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık... " (Araf Suresi, 137)
Hz. Muhammed (SAV)'in Hadislerinde Mehdi'nin Çıkışı ve Hakimiyet Dönemi
Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Bu bilgilere göre, ahir zaman iki dönemden oluşmaktadır. Bu kutlu zamanın ilk dönemi bozulmaların, dejenerasyonun, felaketlerin, çatışmaların, savaşların, yoklukların yaşanacağı bir dönemdir. Ahir zamanın ikinci dönemi ise, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışıyla birlikte, yeryüzüne barışın, huzurun, özgürlüğün hakim olduğu, bolluğun ve bereketin yaşandığı, insanların her açıdan memnun oldukları güzelliklerle dolu bir dönemdir.
Hadis-i şeriflerde ahir zamanın ne zaman ve ne şekilde başlayacağını ortaya koyan yüzlerce alamet haber verilmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, Peygamberimiz (sav)'in 14 yüzyıl önce haber verdiği alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi, ahir zamanın ilk döneminin yaşanmaya başlandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi ile İslam alemi ümit ve sevinç dolu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi ile birlikte Deccal'in fitnesini ortadan kaldırıp İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.
Peygamber Efendimiz (sav)'in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda, Hz. Mehdi'nin gelişi, bu mübarek şahsın özellikleri, fiziksel görünümü, ahlakı ve ilminin üstünlüğü, fikri mücadelesi ve tüm dünyada vesile olacağı güven ve huzur dolu dönem çeşitli kitaplarımızda detaylı olarak anlatılmıştır. Bu nedenle bu yazımızda sadece Hz. Mehdi'nin çıktığını veya çıkmak üzere olduğunu gözler önüne seren yüzlerce hadis-i şeriften, belli başlı alametlere yer verdik. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde yer alan ve İslam alimlerince aktarılan ahir zamanın alametlerinden bir kısmı şöyledir:
Hz. Mehdi'nin Çıkış Alametlerinin Arka Arkaya Meydana Gelmesi:
Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların ardı ardına kopması gibi. (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)
Materyalist Felsefenin Yaygınlaşması:
Bismillah harflerinin değeri kaybettirildiği zaman Mehdi zuhur eder. (Risalet-ül huruc-ül Mehdi, s. 29)
Hadiste geçen "besmele"den kasıt, insanların din ahlakına bakış açısı ve imani durumları olabilir. Nitekim insanların imanlarının zaafa uğradığı bir dönemde Hz. Mehdi zuhur edecek ve bu akımları fikren ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde, hadiste geçen ifade, materyalist ve Darwinist felsefenin insanlar üzerindeki etkisinin çok olacağına işaret olabilir.
Fırat'ın Suyunun Kesilmesi:
Mehdi'nin alametlerindendir: Fırat Nehri'nin durdurulması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39)
Ramazan Ayında Ay ve Güneş Tutulmaları:
Mehdi için 2 alamet vardır ki, bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın, ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Kuyruklu Yıldızın Geçmesi:
Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci s.200)
Sistemlerin Değişmesi:
Zamanın inkitaa uğradığı (zamanın kesildiği) bir dönemde Mehdi denen bir şahıs gelecek...
Eski Ürdün Kralı Abdullah'ın Öldürülmesi:
Mehdi'nin çıkış alametlerinden birisi de, Haşimiler'den üst düzey birinin öldürülmesidir.
Iraklıların Parasının Kalmaması:
Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alışveriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak. (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c. 5, s. 45 El Muttaki)
Bağdat'ın Yanarak Tahrip Olması:
Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir... (Risaletül Huruc ül Mehdi, cilt 3, s. 177, Kayıt 854)
Savaş ve çatışmaların mahalle aralarına kadar girmesi:
Benim görmekte olduğum helak yerlerini sizler de görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitne ve felaket mahallelerini, şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi görüyorum buyurdu. (Sahih-i Müslim, 4/2221; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 368, no. 671)
Büyük Olayların ve Hayret Verici Şeylerin Meydana Gelmesi:
Onun (Hz. Mehdi) zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
Hz. Mehdi'nin Çıkışından Ümit Kesilmesi
İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir... (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
Fitnelerin Çoğalması:
Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)
Anarşi ve Tüm Dünyada İhtilaller Olması:
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. (Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211)
Haramların Helal Sayılması:
... Bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Hz. Mehdi'ye evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi: (Allah'ı tenzih ederiz)
Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi gelmez. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 27)
"İyiliği emretme, kötülükten men etme" İbadetinin Terk Edilmesi:
İyilik terk edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında, kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480)
Yaygın Katliamlar Meydana Gelmesi:
Mehdi'den önce, yaygın katliamların vuku bulacağı (gerçekleşeceği) büyük bir fitne görülecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)
Sahte Peygamberlerin Çoğalması:
Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır. (Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16)
Dinin Bazı İnsanlar Tarafından Şahsi Çıkarlar İçin Kullanılması:
Alimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde... dini dünyalık karşılığında sattıklarında... hükmü sattıklarında... kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480)
Müminlerin İnançlarını Gizlemek Zorunda Kalmaları:
Bugün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. (İbni Sünni; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 12)
Ekonomide Bozulma ve Sosyal Adaletsizlikler Olması:
İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede mülkleri zail olacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 54)
Siyaset Adamlarında Dejenerasyon:
İslam'ın usulleri teker teker bozulacak ve halkı delalete düşürücü hükümet adamları çıkacak...
Kötü ve Güzel Ahlak Kavramlarının Yer Değiştirmesi:
Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilmesi kıyamet alametlerindendir.
Müslümanların Birbirleri ile Savaşmaları:
... Fikirler ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s.142-143)
Depremlerin Çoğalması:
... Depremler çoğalmadıkça... kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 109)
Kasırgaların Artması:
Kıyametten önce on alamet görmeden o kopmayacaktır. Onuncusu, insanları denize atacak olan kasırga... (Kıyamet Alametleri, s. 288)
Salgın Hastalıkların Artması:
Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar) kıran denilen hayvan hastalığı ki, o sizi yakalayacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir ZamanAlametleri, s. 417, no. 761)
Açlık ve Fakirliğin Artması:
Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, s. 440)
Zekatın Terk Edilmesi:
Zekat (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman. (Tirmizi, Fiten: 39, 2211)
İntihar Vakalarının Artması:
İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir ZamanAlametleri, s. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)
Ömürlerin Uzaması:
Onun zamanında... ömürler uzayacaktır. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar s. 43)
Kayıtlar, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.
İslam Dünyasının Aydınlık Geleceği Allah’ın İzniyle Çok Yakındır
Daha önceki yazılarımızda ve bu yazımızda yer verdiğimiz, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin geleceği dönemin alametlerinin büyük çoğunluğu gerçekleşmiştir. Allah'ın izniyle, içinde bulunduğumuz bu dönem, Deccaliyet'in yenilgiye uğradığı, inananların ve din ahlakının dünya çapında hakim olacağı esenlik dolu bir dönem olacaktır. Yüce Rabbimiz, imanın ışığı ile gerçek din ahlakını hakim kılacağını şöyle bildirmektedir:
"Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur."(Tevbe Suresi, 32-33)
Allah'ın bu vaadi, Allah'ın belirlediği kader içinde mutlaka gerçekleşecektir. Hz. Mehdi, sevgili Peygamberimiz (sav)'in vaat ettiği tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın izniyle Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır. (Bakara Suresi, 146) (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 31) (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14) (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, s.12) (Hakim; Geleceğin Tarihi 1, s. 57) (Beyhaki, İbn-i Neccar; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 107)
Zikir’de Belirli Yöntemler

Zikir, bir insanın yaşamında yapabileceği en faydalı çalışma şeklidir. Zikir, anlam olarak “anma, hatırlama” dır. Her an yeni bir şanda olan Allah’ı An’da anmak ve yaşamak da diyebiliriz. Tamamıyla teknik bir çalışma olan zikir, inançla dahi direkt bağlantısı olmayan bir hususiyet taşır.
Bu hayati çalışma, yöntem itibariyle değişik birkaç kategoriye ayrılmaktadır. Birinci yöntem, Allah’ın belirli isimlerini belirli sayılarda tekrar etme yöntemidir. Beyinde tekrar edilen esmalar ruha yüklenmektedir. Böylelikle, hem ruhumuz güçlenirken hem de beyin kapasitemiz gelişir. Tekrar edilen manalar yönüyle anlayışımız gelişerek idrak düzeyimiz yükselir ve böylelikle o manalar hazmedilir. Nihayeti ise İlahi manalar ile tahakkuk etme halidir.
İkinci yöntem, kapsamlı ve derinlikli düşünce ile özellikle Allah kavramı üzerine odaklanarak bu isimle neye işaret edildiği üzerinde tefekkür mekanizmasını kullanmaktır. Tefekkür ve Tezekkür böylece birbirini tamamlayan iki yöntem olarak belirmiş olur. Beyin, belirli bir düşünce sisteminde yoğunlaşarak teknik zikirle açılan ek kapasitesini ilimle değerlendirir ve ruha iletir. Bahsettiğimiz bu tefekkür şekli kitabidir. Hakikâte dair olan bu kitabi bilgilerin evren kitabında afaki olarak müşahede edilmesi ise zikrin boyutunu daha da genişletir. Kurânın açılımı olan Evrensel sistem ve düzen okunur ve algılanır. Dolayısıyla evren kitabında algılanmakta olan her şey aslında birer kelime ve lafızdır.
Zikir çalışması her türlü konumda uygulanabilir. Otururken, hareket ederken ya da yatarken yapabiliriz. Önemli olan Esmaları bilinçli olarak yudumlayabilmektir. Anlamları düşünülerek yapılan zikir daha etkili olabilmektedir. Bir taşıtta seyahat halindeyken dahi zikir yapılabilir.(Her ne kadar bazı ulema cevaz vermese de!)
Zikirle birlikte uygulayacağımız tesbih çalışmaları ise zikrettiğimiz manalar üzerinde seyrimizi daha da kolaylaştıracaktır. Tesbih, anlamlar (Esma) üzerinde gezinme işlevidir ve ilimle seyirdir bir bakıma (Hz.Yunus’un tesbih edişi gibi). Her şey, kendisini meydana getiren İlahi ismin manası etrafında yüzmektedir.
Zikrettiğimiz isimlerin sıralamasında bazen değişiklik yapmamız da sürekli aynı sıralamayı uygulamamızın oluşturacağı ülfeti giderecektir. Önemli olan sabah namazına müteakip zikre başlamamız ve yatmadan önce bitirmemizdir. Formüllerin tümünü bir güne sığdırmak özellikle mesaisi yoğun olanlar için zor olabilecektir. Bu nedenle belirli isimleri ön plana çıkararak belirli bir süre o isimlerde yoğunlaşmak en azından kapasite genişlemesi noktasında kolaylık sağlayacaktır. Esma zikri yaparken tespih yöntemi kullanıldığı da hepimizin malumudur.
Zikir’de sesin ağızda açığa çıkması en son aşamadır. Önemli olan beyindeki tekrar işlevidir. Dolayısıyla yöntem olarak bulunduğumuz konum ve şartlara zikri sessiz (hafi) ya da sesli (cehri) yapabiliriz. Her iki yöntem de geçerlidir ve tesirlidir. Zikir yaparken aynı zamanda ilgili eserleri de okuyabiliriz. Böylece zikir ve tefekkür çalışmaları birleşerek boyutları genişleyecektir.
Teknik bir çalışma olan Esma Zikrini özellikle Risalei Nur isimli tefsirlerde yoğunlaşan kardeşlerimize tavsiye ediyoruz. Zira Bediüzzaman, Risalelerinde, Esma zikriyle alakalı önemli işaret ve uyarılarda bulunmuştur. Örneğin, kendisini ziyaret ettiklerini söylediği Ya Rahim kedisi ve Kuddus Kuşu hikayesi vardır. Burada Hazret, kendisini ziyaret eden bir kedinin Ya Rahim, Kuşun ise Kuddus isminin zikrini yaptığını belirterek bizlere Esma zikrini işaret etmiştir. Zira Esma zikri çalışması, beyin kapasitemizi artırıcı ve ruhumuzu güçlendirci bir hususiyete haizdir. Cevşen, her ne kadar Esmaları ihtiva etse de aslen dua mahiyetindedir. Bu nedenle Esma zikrinin getirisini elde etmek ancak belirli isimlerin belirli bir teknikle tekrar edilmesiyle mümkün olmaktadır. Zikir yaptığımız esmalar esasen manevi Ricalin malumu olan isimlerdir.
Kurânı Kerimi orijinal şekliyle okumak da en büyük zikir yöntemlerinden biridir. Zira Kurân, duanın ve zikrin kaynağını teşkil eder. İlgili ayetlerin anlamlarının tefekkür edilmesi de bu çalışmayı renklendirecektir. Kurân aynı zamanda göklerde ve yerde gizli olan Esmaların manevi hazinelerinin de keşfedicisidir. Kurânı okumak, sistemin ruhunu (Ruhul Kuds) algılamakla mümkündür. Çünkü bu Ruh, sistemdeki ana manaları ihtiva etmektedir ve tüm varlık sisteminden sorumludur. Ruh, Allah’ın Esması ve Kudretiyle oluşmuştur. Bu Ruh’a ait olan manalar bizde boyutsal olarak tenezzül ederek açığa çıkar ve algılanır düzeye gelir. Zira tenezzül dediğimiz inzal sistemi, Esma Aleminin manalarının açığa çıkarılışıyla birlikte anlamların algılanır ve anlaşılır düzeye indirgenmesi işlevidir. Böylece kendi kapasite genişliğimiz nispetinde lafızdan manaya geçiş yapar ve Kutsi Ruhdaki ana manalarla özdeşleşir ve bütünleşiriz. Lafızlar, manaların suret giymiş halleridir. Suret anlaşılmadan Siret (öz) anlaşılmaz.
Kurân, An’ı yaşatan kitap demektir bir anlamıyla. An, noktadaki (Esma Âleminde) sürekli değişik görüntü oluşturan süreci ifade eder. İşte biz, orijinal Arapça ayetleri okurken (bir tür göz mantrası) noktadaki bu sürekliliği müşahede ederiz. Allah bizlere zikri kolaylaştırsın ve sevimli kılsın. Daimi Zikrine erdirsin. Allah eyvallah HU!!
Aura’nız Kaç Santimetre ?
gülümsemek sadaka sevabıdır.(S.A.V.)MÜ'MİN'nin niyeti amelinden hayırlıdır.(S.A.V.)
İnsan acaba karamsar olduğu için mi sürekli olumsuzluklarla karşılaşıyor, yoksa sürekli olumsuzluklarla karşılaştığı için mi karamsar?
Yaşamımıza şekil veren güç, düşüncelerimizdir. Duygularımızın bir adım öncesine gidersek, orada bu duyguları yaratan düşüncelerimizle karşı karşıya geliriz.
Evrende her şeyin titreşimlerden oluştuğu gibi düşüncelerimizin ürünü olan duygularımız da değişik oktavlardaki titreşimlerden oluşuyor. Nefret, kıskançlık, kızgınlık, öfke, intikam gibi olumsuz duygular, düşük titreşimli ve ruhsal enerjiyi bloke edici nitelik taşırlar. Bu duyguların egemen olduğu kişiler, karamsarlık ve aşağılık kompleksinden kurtulamazlar. bu kişiler, etrafına yaydıkları manyetik alanın frekansına eşdeğerde duygu titreşimlerine sahip insanları ve koşulları kendilerine çekerler. Kısır bir döngü içinde hayata düşmanca bakarak olayları, “haksızlık, talihsizlik” olarak değerlendirirler.
“Kimi insan odaya girdiğinde odayı aydınlatır, kimi insan da çıktığında.”
Hepimiz bu sözün doğruluğunu defalarca yaşamışızdır, hani bazı insanlar vardır; onlarla ilk kez karşılaşmamıza rağmen, anında kendilerinden hoşlandığımız insanlar; bulundukları ortama neşe, canlılık, sıcaklık getiren insanlar; çevresindekileri rahatlatan insanlar. Bu tip insanların yanında kendimizi rahat hissederiz, maske takmaya ve savunmada olmaya gerek duymayız.
Bu insanlar yaşama dostça bakarak, yaşam serüveninden çocukça bir neşe, bir haz alan insanlardır. hareketleri rahat ve doğaldır. etrafına yaydıkları enerji güçlüdür. Ve her daim gençtirler.
insanın fiziksek çöküntüsünün nedeni ‘ruhsal’ çöküntüdür. Şu deneyde görüldüğü gibi:
Kızgınlık ve nefret dolu bir insanın soluğu, içinde küçük böceklerin bulunduğu bir cam tüpe üflendiğinde böcekler birkaç dakika içinde ölüyorlar. nedeni, o kızgın ve gerilimli psikolojik yapının bedende ürettiği toksinlerin böcekler üzerindeki etkisi. Yani kızgın ve nefret dolu insanın nefesindeki toksinler sözcüğün gerçek anlamıyla zehir saçmaktadır.
İşte, asık suratlı, kızgın, kıskanç, ve korku içinde yaşayan insanların fiziksel olarak çökmelerinin nedeni kendi kendilerini zehirlemelerindendir. Bu toksinler, “free radikal” olarak hücreler arasına çıkmamak üzere yerleşirler ve hücrelerin kendilerini yenilemesini önlerler. Yenilenmeyen hücreler, ruhsal çöküntünün uzantısı olarak bedeni de çökertirler.
“Keskin sirkenin zararı küpüne”, “bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedel” gibi sözler de bu gerçeğin ifadesi.
“gözler ruhun aynasıdır” denir. sevgi ve iyimserlikle dolu insanda gözler ve yüz sanki içten vuran bir ışıkla aydınlatılmış gibidir. bu yüksek titreşimli güzel duygular, ruhsal enerji kanallarını açtığı gibi insan bedenini çevreleyen ‘aura’yı da güçlendirir. (Aura insan bedeni etrafındaki manyetik alana verilen isimdir.) Bu tip insanlara çekilmemiz, onların varlığından huzur duymamız da doğaldır.
Kirlian fotoğraf tekniği ile çekilen aura fotoğraflarında görülen şu oluyor:
Asık suratlı, katı ve yargılayıcı tipteki bir insanın aurası soluk renkli ve bir-iki santimetre genişliğinde. Sevgi ve vicdan kavramları gelişmiş kişilerin aurası ise parlak ve renkli, otuz metreye kadar varan genişlikte.
Kutsal kişileri tasvir eden resimlerde ‘Aziz’lerin başlarındaki hale de, saf beyaz ışığa dönüşmüş auranın sembolüdür.
Genç kalmak için kozmetik ürünlerine milyonlarca lira harcamak yerine, yaşamı coşkuyla kucaklamak daha akıllıca galiba. Zaten sevgi dolu gözlerin parlaklığını hangi kozmetik sağlayabilir ki?