Bu Blogda Ara

21 Mayıs 2013 Salı

Esmâül Hüsna Okuma Cetveli Saatleri ve Günleri


Ya Allah (c.c) 66. Güneş – Pazar. Sabah ve İkindi sonrası.
İmanın artması, her çeşit zenginlik, duaların kabulü için; Kansere karşı Celle Celâlüh.
Ya Rahman – 298. Güneş – Pazar. Sabah erken ve ikindi sonrası.
Dünyada ve ahirette Allah'ın sevgisini kazanmak ve yardım görmek için.
Ya Rahim–258. Güneş – Pazar. Sabah erken ve ikindi sonrası.
Maddi manevi her türlü rızka ve zenginliğe kavuşmak; burun için.
Ya Melik–90. Utarit – Çarşamba. Sabah erken ve ikindi sonrası.
Maddi-manevi güçlü olmak, insanlara sözlerini anlatıp dinletebilmek için…
Ya Kuddüs–170. Müşteri – Perşembe. Sabah ve İkindi sonrası. 
Maddi" ve manevi her türlü temizliğe sahip olmak, ruhî hastalıklardan kurtulmak için
Ya Selâm – 131. Güneş – Pazar. Sabah ve İkindi sonrası.
Korkulan her şeyden emin olmak ve esenliğe çıkmak için.
Ya Mü’min – 136. Ay – Pazartesi. Sabah ve İkindi sonrası.
Güvende olmak, güvenilir insan olmak, kötü hastalıklara düşmemek için.
Ya Müheymin – 145. Müşteri – Perşembe.Sabah ve İkindisonrası.
İnsanlardan korunmak, düşüncelerini anlamak ve romatizma için.
Ya Aziz – 94. Merih–Salı: Sabah ve İkindi sonrası. 
Düşmanlara galip gelmek, şerlerinden korunmak için.
Ya Cebbar – 206. Merih – Salı: Sabah ve İkindisonrası.
İsteğin yerine gelmesi, insanlar ve cinlerden korunmak; guatr, atardamar ve omurga için.
Ya Mütekebbir – 662. Müşteri– Perşembe: Sabah ve İkindi 
İzzet, şeref ve büyüklüğe erişmek, halk tarafından sevilmek için
Ya Hâlık – 731. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
İşlerde üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmak, başarılı olmak, rahim rahatsızlıkları için.
Ya Bâri’ – 213. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
Her işte başarılı olmak, sıkıntılardan kurtulmak; pankreas, şeker ve böbrek bezleri için.
Ya Musavvir–336. Ay–Pazartesi: Sabah ve İkindi 
Amacına ulaşmak ve ifade etmek, zor işleri başarmak, bir işte uzmanlaşmak için.
Ya Gaffar – 1281. Zühre-Cuma: Sabah ve İkindi 
Affedilmek, günahlardan korunmak, sığınmak, üzüntüyü yenmek için.
Ya Kahhâr – 306. Merih – Salı: Sabah ve İkindi 
Zalimlerin ve din düşmanlarının kahrından kurtulmak için
Ya Vehhâb – 14. Zühre – Cuma. Sabah ve İkindi 
Sıkıntısız, rahat bir hayat sürmek ve kalp damarlarının tıkamaması için.
Ya Rezzak – 308. Zühre – Cuma. Sabah ve İkindi 
Bol rızıklı ve zengin bir ömür geçirmek; kalp kasları ve mide için.
Ya Fettâh – 489. Utarit–Çarşamba. Sabah ve İkindi 
Maddi ve manevi hayır kapılarının açılması, ticarette başarılı olmak için
Ya Alîm – 150. Müşteri–Perşembe. Sabah ve İkindi 
İlim zenginliğine ulaşıp marifet sahibi ve âlim olmak için.
Ya Kâbıd – 903. Müşteri – Perşembe. Sabah ve İkindi 
Zalimin zulmünden kurtulmak; düşmanlarından korunmak için
Ya Bâsıt – 72. Zühre – Cuma. Sabah ve İkindi 
Rızkının genişlemesi ve bereketin artması; psikolojik ve ruhsal rahatsızlıklar için.
Ya Hâfid – 1481. Güneş – Pazar. Sabah ve İkindi 
Kötülükten, kötülerden ve bütün belalardan korunmak ve tansiyon için.
Ya Râfi’–351. Güneş–Pazar. Sabah ve İkindi 
İnsanlar içinde ve işinde yükselmek, tevazu sahibi olmak; bacaklar için.
Ya Muizz – 117. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
Fakirlikten ve insanlar içinde zelil olmaktan kurtulmak için
Ya Müzill – 770. Merih – Salı: Sabah ve İkindi 
Her çeşit düşmana galip gelmek ve zelil etmek için
Ya Semi’ – 180. Müşteri – Perşembe: Sabah ve İkindi 
Duaların kabul olması ve Kulak rahatsızlıkları için
Ya Basîr – 302. Güneş – Pazar. Sabah ve İkindi 
Acizliğin kalkması, basiretli olmak, göz hastalıkları için
Ya Hakem–68. Güneş–Pazar: Sabah ve İkindi 
Haklı davasını kazanmak, hak ile hükmetmek için
Ya Adl–104. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
Adaletli olmak haklı davayı kazanmak için
Ya Lâtif – 129. Zühre – Cuma: Sabah ve İkindi 
Dileklerin olması, kısmet ve rızkın açılıp artması ve burun için.
Ya Habîr - 812. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
Hafıza ve idrakin güçlenip genişlemesi, kolay anlama ve ezber için
Ya Halim – 88. Zühal – Cumartesi
Güzel ahlâk, yumuşak huyluluk, sükûnet, öfke ve sinir yatışması için.
Ya Azîm–1020. Utarit–Çarşamba: Sabah ve İkindi 
Sözünün tesirli olması ve dinlenmesi için.
Ya Gafûr–1286. Güneş – Pazar: Sabah ve İkindi 
Günahların affedilmesi ve kötü ahlaktan korunmak için.
Ya Şekûr – 526. Güneş – Pazar
Talihin açılması, mevcut nimetlerin şükrünü eda ve bol rızık elde etmek için.
Ya Aliyy – 110. Güneş – Pazar
Zilletten kurtulmak ve ilim derecesinin artması için.
Ya Kebîr – 232. Müşteri – Perşembe
Maddi-manevi büyüklük kazanmak; saygı ve hürmet görmek için.
Ya Hafîz – 998. Zuhal-Cumartesi
Nefsini ve malını her türlü beladan, insan ve cinlerden korumak; tansiyon için
Ya Mukıyt – 550. Güneş-Pazar
İhtiyacı olanı kazanmak ve bol rızık elde etmek için
Ya Hasîb – 80. Zühre-Cuma
Herkese karşı açık alınlı olmak hesabını kolay vermek için
Ya Celil – 73. Güneş-Pazar
Gerçek yüceliğe erişmek, zalim ve zorbayı zelil etmek için
Ya Kerim – 270. Zühre-Cuma
Zengin ve cömert olmak, her kolaylığa sahip olmak için
Ya Rakîb–312. Zühre-Cuma
Allahın koruması altında olmak, bunu hissetmek ve hafızanın kuvvetlenmesi için
Ya Mücib – 55. Müşteri-Perşembe
Duaların kabul olunması; sözlerinin dinlenmesi için
Ya Vâsi’ – 137. Ay-Pazartesi
Ömür uzunluğu, sıhhat ve rızık genişliği için
Ya Hakîm – 78. Zühre-Cuma
İlim ve hikmet sahibi olmak, uzağı görmek, hikmetli iş yapmak için.
Ya Vedûd – 20. Ay-Pazartesi
İnsanların sevgisini kazanmak için
Ya Mecîd – 57. Zühre-Cuma
İzzet ve şerefin sahibi olmak ve itibarının artması için.
Ya Bâis–573. Güneş-Pazar
Kuvvetli irade sahibi olmak, alacaklarını tahsil etmek için
Ya Şehîd – 319. Müşteri-Perşembe
Şehit olmak, heybetli olmak ve halk arasında sevilmek için.
Ya Hakk – 108. Zühre-Cuma
Sağlam bir imana ve doğru bir ibadet hayatına sahip olmak, başladığı işi bitirmek için
Ya Vekil – 66. Zühre – Cuma
Allahtan her türlü yardımı görmek, her şeye karşı korunmak için.
Ya Kaviyy–117. Merih – Salı
Kansızlık, kaslar ve vücudun güçlü olması; zor işleri kolay görmek, gudde-i teymusiyye için
Ya Metîn – 500. Zühre – Cuma
Maddi ve manevi dayanıklılık, sağlam ve iradeli olmak, hastalıklardan kurtulmak için
Ya Veliyy – 46. Merih – Salı
Her işte Allahın yardımını istemek için
Ya Hamîd – 68. Müşteri – Perşembe
Kazancın genişlemesi, Allaha çokça hamd etmek, yardım istemek için
Ya Muhsî – 148. Zühre – Cuma
Akıl dinamikliği, zekânın ve hislerin kuvvetli olması için
Ya Mübdi’ –56. Müşteri–Perşembe
Her işte muvaffak olmak, ummadığı yerden yardım görmek için
Ya Muiyd – 124. Zühal – Cumartesi
Elden kaçanı geri getirmek, âhiret gerçeğini ruhen hissetmek için
Ya Muhyî – 68. Zühre – Cuma
İşlerde başarılı olmak, hastalıklardan kurtulmak…
Ya Mümît – 490. Merih – Salı
Harama bakmamak, kötülüklerden vazgeçmek, sürekli âhiret’i hatırlamak…
Ya Hayy – 18. Güneş – Pazar
Sözün tesirli olması, sözü dinlenir olmak; böbrekler için.
Ya Kayyûm–156. Müşteri – Perşembe
Her işte yardımı Allahtan beklemek, isteklerine kavuşmak, rızkın devamı…
Ya Vâcid – 14. Zühre – Cuma
Aradığını ve kaybettiğini bulmak için.
Ya Mâcid – 48. Zühre – Cuma
Bol kazanç elde etmek ve şerefli yaşamak için.
Ya Vâhid – 19. Merih – Salı
Kalbin uyanıklığı ve isteklerin yerine gelmesi için.
Ya Ehad – 13. Merih – Cuma
Kalbin uyanıklığı ve isteklerin yerine gelmesi…
Ya Samed–134. Müşteri – Perşembe
Hiç kimseye muhtaç olmamak için.
Ya Kâdir – 305. Güneş – Pazar
İstediğini yapmaya güç yetirmek için.
Ya Muktedir – 744. Zühal – Cumartesi
Her işte başarılı olmak için.
Ya Mukaddim – 184. Zühal – Cumartesi
Daima yükselmek için…
Ya Muahhir – 846. Zuhal – Cumartesi
Kötü ve belalı birinin veya kötü bir işin uzaklaşması…
Ya Evvel – 37. Güneş – Pazar
Her hayırlı işte öne geçip ilk ve birinci olmak için.
Ya Âhir – 801. Zühre – Cuma
Ömrün uzaması ve bereketi için.
Ya Zâhir – 1106. Zühal – Cumartesi
Her konunun açıklığa kavuşması, gizliliğin kalkması; göz sinirleri için
Ya Bâtın – 62. Ay – Pazar
Nefsi mutmain ve kalbi geniş olmak, iç rahatlığının artması için
Ya Vâli – 47. Güneş – Pazar
Sözünün tesirli olması, insanların kendini sevmesi için
Ya Müteâli – 551. Zühal – Cumartesi
İstediği makama gelmek, yükselmek; göz damarları için
Ya Berr – 202. Zühre – Cuma
Her halükarda iyilik bulmak için.
Ya Tevvâb - 409. Müşteri – Perşembe
Tövbelerin kabul olması için
Ya Müntekim – 630. Merih – Salı
Zulüm ve fenalıklardan korunmak; zalimlerden intikam almak için
Ya Afüvv – 156. Güneş – Pazar
Rızık bolluğu, kalp huzuru, affedilmek için
Ya Raûf – 286. Zühal – Cumartesi
Merhametin artması, hiçbir varlıktan zarar görmemek; kolon ve dizler için.
Ya Mâlikü’l-Mülk – 212. Utarit-Çarşamba
Mal ve kazanca zarar gelmemesi, maddi ve manevi" derecelerin artması için
Ya Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm. 1098 Güneş-Pazar
İşlerin kolay ve asan olması, başarılı olmak, sevilmek için…
Ya Muksit – 209. Müşteri-Perşembe
Eşlerin arasını düzeltmek ve adaletli olmak için.
Ya Câmi’ – 114. Müşteri-Perşembe
Küsleri barıştırmak ve hayırların toplanması için
Ya Ğaniyy–1060. Güneş – Pazar
Zenginlik; bol rızık, sevilmek ve migren ve burun rahatsızlıkları için
Ya Muğnî – 1100. Zühre – Cuma
Rahat bir geçim, bol rızık; zenginlik ve sinirler için
Ya Mâni’ – 161. Güneş – Pazar
Beklenmedik, kaza, bela ve felaketlerden korunmak, emniyet ve güvende olmak için
Ya Dârr – 1001. Merih – Salı
Zararlı kimselerin zararından korunmak ve onları Allaha havale etmek için
Ya Nâfi’ – 201. Zühre – Cuma
Hastalık ve zararlı şeylerden korunmak; yağ keseleri, kemikler ve karaciğer için.
Ya Nûr – 256. Zühre – Cuma
Doğruyu ve yanlışı görüp kalp nuruna sahip olmak ve kalp sağlığı için
Ya Hâdi – 20. Güneş – Pazar
Doğru yolu bulmak; yaramaz çocuklar; gudde-i snowberi (üzüm gibi) ve idrar kesesi için
Ya Bedi’ – 86. Müşteri – Perşembe
Allahın yardımına nail olmak, maddi manevi güzelliğe sahip olmak ve saç için
Ya Bâki – 113. Güneş – Pazar
Ömrün uzunluğu ve sağlıklı olmak için.
Ya Vâris – 707. Zühre – Cuma
Uzun ömür, bol mal, şeref ve rızık sahibi olmak için.
Ya Raşîd – 514. Güneş – Pazar
Güzel ahlâk sahibi olmak, kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve prostat için.
Ya Sabûr – 298. Güneş – Pazar
Başladığı işi kolay bitirmek, sinirini yenmek ve sabırlı olmak ve böbrekler için okunabilir...


İsim:  314734_10150313528092458_560082457_8042331_978706417_n[1].jpg
Görüntüleme: 45
Büyüklük:  77.1 KB (Kilobyte)

19 Mayıs 2013 Pazar

KAFDAĞI VE ZÜLKARNEYN SEDDİ


Eski kaynaklar ve bazı tefsir kitaplarında olağan üstü özelliklere sahip bir dağdan bahsedilir ve bu dağın dünyanın çevresini kuşak gibi sardığı ve dağın zümrütten bir kayaya dayandığı, “el-Veted” denen ve kendi kendine duramayan bu kayanın ise dünyaya destek olması için yaratıldığı belirtilir.


İslam literatüründe yer alan ve kaynağı İbn Abbas (ra)’a kadar dayandırılan bu dağın, dünyanın çekirdeği ve menşeini bu yapıdan alan ve dünyayı çepeçevre sarmalayan manyetosferle önemli benzerlikler göstermesi ve bu tanımların yüzlerce yıl önce yapılmış olması oldukça ilgi çekicidir.


İbn Abbas (ra), bu dağı şu şekilde tanımlamıştır; “Allah Teâlâ arzın peşinden onu kuşatan bir deniz, onun arkasından da bir dağ yaratmıştır ki ona Kaf denir. Gökyüzü onun üzerine sarkmaktadır….” Bu göklerin Kafdağı üzerinde direkleri vardır.




Dünya, Dünya’yı sarmalayan manyetik alan ve manyetik alanın menşeğini aldığı Dünya’nın çekirdeği.


Taberi’ye göre Kafdağı parmağı saran yüzük gibi arzı çevrelemekte ve onu sabit tutmaktadır. Bütün dağlar ona bağlı olduğundan yeryüzünün sürekli sallanmasını engellemektedir. 

  - 1
Alimlerin yaptığı Kafdağı tanımıyla birebir örtüşen Dünyanın Manyetik alanının şematik görünümü.

Yâkut’da, Kafdağı’nın zümrütten teşekkül ettiğini, gökyüzünün onun üzerine sarktığını belirtmiş, güneşin onda batıp ondan doğduğu, arkasında başka âlemlerin bulunduğu, ötesini kimsenin bilmediği şeklindeki rivayetler aktarmıştır.


Kazvini’nin aktardığı bir rivayette, desteği olmadığı için arzın başlangıçta sallandığı, Allah’ın (cc) yarattığı bir meleğin arzı omuzları üzerine alıp elleriyle tuttuğu ve yeşil yakuttan dört köşeli bir kayaya dayandığı zikredilmekte, Allah’ın bir kavmi helak etmek istediğinde bu görevli meleğe Kafdağı’na bağlı dağlardan birini hareket ettirmesini emrettiği belirtilmektedir.


İbnü’l-Verdi ise Kafdağı’nın yukarda belirtilen ve Kur’an’da geçen (Lokman 31/16) yakut kayaya bağlı olduğunu, onun yeryüzüyle birlikte denizleri de kuşattığını ifade etmiştir.


Fahruddin Er-Razi; âlimler "-o göklerin, zebercedden meydana gelmiş olan ve dünyayı kuşatan, ama sizin kendisini göremediğiniz Kâf dağı üzerine kurulmuş direkleri vardır" demişlerdir.


İbn’ül Arabi ise El - Futûhât El – Mekkiyye adlı eserinde şu bilgilere yer vermiştir;
“... Mahmûl (mechûl) abdâl’dan biri olan arkadaşımız Mûsâ el-sedrâni bize haber verip dedi ki:
-Kafdağı’na ulaştığım zaman -ki bu: azametli bir dağdır; Allah (cc) onunla dünyayı kuşatmıştır; bu dağı da büyük bir yılanla kuşatmıştır. Yılan bu dağı kuşatmak üzere, bir daire çizdikten sonra, Allah (cc) onun başını kuyruğuna bitiştirmiştir.
-Mûsâ (el- Sedrâni) der ki: Bunun yaratılışından ürktüm...”


Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetnâme'sinde, yedi kat göğü tanımladıktan sonra Kafdağı’nın desteği olan yakut kayadan bahseder ve daha sonra bu dağ hakkında şu bilgileri aktarır; Allah Teâlâ, yedinci kat göğün duvarı olan Kafdağı'nın ötesinde büyük bir yılan yaratmıştır. Bu yılan o büyük dağı başı kuyruğuna gelecek şekilde çevrelemiştir. Kıyamete kadar Hak Teâlâ'yı yüksek sesiyle tespih eder.

Dünya’yı sarmalayan manyetosfer, uzay boşluğunda, güneş rüzgârlarının tesiriyle güneş tarafında basık, gece tarafında ise gezegenler arası boşluğa uzanıp giden bir görünüme sahiptir ve jeomanyetik alan bu şekliyle bir su damlası veya bir kuyruklu yıldızı anımsatmaktadır.


Kafdağı’nı daha teferruatlı işleyen ve bu dağı Zülkarneyn'le buluşturan Mevlana Celaleddin-i Rumi ise Mesnevi’de şu bilgilere yer vermiştir;


Zülkarneyn, Kafdağı’na gitti... o dağın saf zümrütten olduğunu gördü. Bütün âlemi halka gibi çepeçevre çevirmişti... Zülkarneyn, o dağı görüp şaşırdı. Dedi ki: Sen dağsan öbür dağlar ne? Onlar senin yanında bir oyuncak adeta.


Kafdağı dedi ki: O dağlar, benim damarlarımdır... onlar, güzellikte, alımda bana eş olmazlar. Benim her şehirde gizli bir damarım vardır... âlemin çevresi damarlarıma bağlıdır. Allah, bir şehirde yer deprentisi yapmak isterse bana söyler, ben oraya varan damarı oynatırım. O şehre ulaşan damarı kahırla oynattım mı orada yer deprenir. Allah yeter deyince damarım yatışır... durur görünürüm ama daima işteyim ben! Merhem gibi dururum ama hayli iş görürüm... akıl gibi hani; o da durur ama söz, ondan doğar, harekete gelir. Fakat bunu aklı kavramaya göre yer deprentisi yerdeki buharlardan olur.


Bir karıncacık, kağıt üstünde kalemi gördü; bu sırrı bir başka karıncaya söyledi. Dedi ki: O kalem, kâğıdı fesleğen, süsen ve gül bahçesi haline getirdi... acayip şekiller yaptı. O karınca, o sanatı yapan parmaklardır... şu kalem, yaptığı işte parmaklara tabidir, parmakların fer-i ve eseridir dedi.


Üçüncü karınca dedi ki: Hayır... onları yapan koldur. Arık parmaklar, onun kuvvetiyle o nakışları çizdi. Böylece her biri bahiste ileriye doğru gitti. Nihayet birazcık anlayışı olan ve karıncaların ulusu bulunan bir karınca, dedi ki: Bu hüneri, suret yapıyor sanmayın, öyle görmeyin! Suret, uykuda ve ölümde bundan bihaberdir. Suret elbise ve sopa gibidir... bu nakışları, akıldan, candan başka bir şey yapamaz!


Hâlbuki o da, akılla canın, Allah’ın döndürüp hareket ettirmesi olmazsa cansız bir şeyden ibaret olduğunu bilmiyordu. Allah, akıldan bir an inayeti kesti mi zekâ sahibi olan akıl, aptallılar yapar.


Zülkarneyn, Kafdağı’nın konuştuğunu, söz incilerini deldiğini görünce, dedi ki: Ey sırları bilen ve her şeyden haberi olan, söz söyleyen dağ, bana Allah sanatlarından bahset.


Kafdağı dedi ki: Yürü........ Allah sanatları söylenebilmekten söze gelmekten çok üstündür. Yahut kalemin ne haddi var ki sayfalara o sanatların nişanesini yazabilsin!


Zülkarneyn, ona ait küçük bir hikâye olsun söyle... Allah’ın şaşılacak kudretlerinden bahset ey iyi huylu âlim dedi.


Kafdağı dedi ki: “İşte sana üç yüz yıllık yol olan şu ova. Padişah, onu kar dağlarıyla doldurmuştur. Dağ, dağın üstüne sayısız olarak yığılmıştır... daha da her zaman oraya kar yağıp durmada! Bir kar dağının üstüne başka bir kar dağı yığılıp durmada... karın soğukluğu, ta yerin dibine kadar işlemede! An be an o uçsuz bucaksız, o büyük ambardan kardan meydana gelen bir dağ üstüne kardan bir dağ daha yığılmada! Padişahım böyle bir ova olmasaydı cehennemin harareti beni mahvederdi!”


Gafilleri kar dağları bil! Allah, akılların perdeleri yanmasın diye onları böyle soğuk yaratmıştır. Karlar yağdıran bilgisizliğin aksi olmasaydı o Kafdağı, iştiyak ateşiyle yanar erirdi. Zaten ateş de Allah kahrından bir zerredir... aşağılık kişileri korkutmak için adeta bir kamçıdır. Fakat bu kadar büyük ve üstün olan kahrı ile beraber yine de bak... lütfunun soğukluğu ondan ileri! Keyfiyetsiz ve manevi bir ileri oluştur bu... geri kalanı da, ileri gideni de ikiliksiz olarak gör. Göremezsen bu aşağılık anlayışındandır... zaten halkın akılları, o madenden bir arpadır ancak!


zulkarneynseddi - 1




KAYNAK  

14 Aralık 2012 Cuma

RUHLARIN CESEDDEKİ YERLERİ!!! SIRR'UL ESRAR..

RUHLARIN CESETTEKİ YERLERİ

VE DONANIMLARI...

 


Ruh mevzusunda en kapsamlı çalışma Tasavvuf âleminin kendisine bağlanmaktan şeref duyduğu Peygamber Efendimiz’in (sav) güzide emanetlerinden Abdülkadir Geylani’ye lütfedilen, tasarruf ettirilen keşiflerdir. Şahsen bu konuda yaptığım çalışmalarda az sonra bahsedeceğim eser, şahsen içimde sakladığım gerçeği ortaya çıkarıp iç dünyama ait taşları yerli yerine oturtmamı sağladı.


 


Geylani, Asıl ismi “Sırrül Esrar Fima Tehtacü İleyhil Ebrar” bugünkü manada “Dostlar Zümresinin İhtiyaç Hissettiği Sırların Sırrı” olan kısaca “SIRRUL ESRAR” isimli eserde bilinenin dışında insanın başka ruhlar taşıdığından da bahsetmektedir.




Bu eser yukarıda da belirttiği gibi ebrar zümresine yönelik kılavuz bilgiler kitabı olup makamı ve sırları henüz olgunlaşmamış talebeye sunulmaz. Zira bu bilgiyi anlayacak ve de hazmedecek bir deneyimden geçmediği için zaten kendisi de okuduklarından pek bir şey anlamayacaktır.



Biz şimdi kitabımızın konularından olan Ruhi degajman yoluyla istihbarat mevzusuna girmeden önce bu önemli eserden Ruhla ilgili başka eserlerde rastlayamayacağımız bilgiler alalım. Ayrıca Değerli okuyucumuza konu iyice anlaşılsın diye parantez içi cümlelerin bana ait olduğunu hatırlatmak isterim.



“Yüce Allah cemal nurundan ilk defa Hazreti Muhammed’in (sav) Nurunu yarattı. Bu durum şu kutsi hadiste şöyle anlatılır:



Muhammed’in ruhunu cemalimin nurundan yarattım”



Bu durumu Allah’ın Elçisi ise şöyle açıklamıştır:



Allah önce ruhumu yarattı, Allah önce nurumu yarattı. Allah önce kalemi yarattı. Allah önce ‘aklı’ yarattı.”



Haliyle ortada “Ruh-Nur-Kalem/ilim-akıl” şeklinde sıralanan birbirini bütünleyen tek bir yaradılış zinciri var/H.Y.ÇEBİ)



Hz.Muhammed’in (sav) Ruhu yaratılanların mayası, kâinatın evveli ve aslıdır. Allah’ın Resulü bu durumun akabinde ki gelişmeyi:



Ben Allah’tan müminler de benden...” cümleleriyle anlatır



 (...)



Geylani Hazretleri daha sonra



Ruh’un özünün “Nur” (yani ilahi kudrete has enerji) olduğunu söylüyor. Daha sonra bu Ruh’un çeşitli işlemlerden geçerek “ceset alemi”ne girme aşamasına kadar geldiğini ise şu ayetle açıklıyor:



“Sonra onu aşağıların en aşağısına/esfeli safiline gönderdik.”




RUH’UNUN SEYRİ (MODİFİKASYONU)



Geylani Hazretleri bu defa Ruh’un öyle ham halde bırakılmadığını çeşitli işlemlerden geçtiğiyle ilgili o günkü benzetmelerle bilgiler veriyor:



 “Yani o nur, ilk önce Lâhut âleminden ceberut (büyüklük, azamet) âlemine gönderdi. O nurdan olan ruhlara iki harem arasında ceberut nurundan kisveler gidirdi. Buna SULTANİ RUH denilir.



Sonra bu kisveler ile “Melekût Âlemi”ne saldı. Buna da Orada da melekût nurundan kisveler giydirildi (yeni sistemler yüklenildi). Buna da (Bu işlemden geçen Ruha’da) RUHANİ/NURANİ RUH denilir.



Sonra (yeni bir işlem için) ;

(Bu defa) MÜLK ALEMİ’ne gönderildi. Burada MÜLK kisvesine büründü. Buna da CİSMANİ RUH (Halk arasındaki ismi “Can” olup; insanoğlunun bildiği sadece bu ruhtur) dendi.



Sonra;



Sonra da Allah (çeşitli sistemler yüklenen) o ruhlara (bu ceset denen) cisme girmeleri için emir verdi. Onlar da Allah’ın emriyle girdiler. Bu durumu şu ayet haber vermektedir:



“Ona Ruhumdan üfledim” (Sad, 72)



Zaman oldu o Ruhlar; bu cesetle olan ilgisini (cesede ait arzulara takılı kalıp) artırdılar. Bu yüzden de ahdi (İnsanların ve cinlerin Ruhlar halindeyken Allah’la yaptıkları sözleşme) yi unuttular. Hâlbuki Allah onları yarattı ve:



_ Sizin Rabbiniz değil miyim? Buyurdu



Onlar da (hep birlikte):



-         EVET...



Cevabını verdiler...



İşte bu sözlerini unuttular. Asli vatanı (Ruhlar âleminde sözleşmenin yapıldığı anı ve yemini) unuttular.

Fakat... Rahman onlara acıdı. Bu sebeple elçiler ve ilahi kitaplar gönderdi. Bununla (geldikleri ve dönecekleri) asli/asıl vatanı hatırlatmak istedi. Bu durum şu ayetlerle haber verilir:



Onlara Allah’ın günlerini hatırlat” (İbrahim, 5)



Yani, Allah’la sözleştikleri o günleri hatırlat...



Terbiye edicilerin Terbiyadarı olarak anılan Abdülkadir Geylani Hazretleri yine kısaca “SIRRÜL ESRAR” isimli eserde Ruhlar’ın cesedlerin (bedenlerin) hangi bölgesine yerleştirildiğini de açıklıyor:



CİSMANİ RUH:



Bedendeki yeri sinedir. Bedeni-fiziki duygularla beraberdir. Sorumluluğu Allah’ın sosyal hayattaki kurallarına uymaktır. Eğer ibadetleri gösteriş yapmayacak şekilde has yaparsa keramet tabir edilen ruhbanlara ait işlere kavuşabilir, şöyle ki: “suda yürümek, havada uçmak, az zamanda çok yer katetmek, uzaktan söyleneni duymak ve iç âlemdeki gizli şeyleri haber vermek gibi”



 



REVANİ /NURANİ RUH:



Revani Ruh’un yeri kalptir. Kazancı manevi sahaya ait ilimdir. Bu ruhun kendini geliştirme kuvveti ve çabası Allah’ın zatına ait isimlerin ilk dördü iledir. Diğer on iki isimde olduğu gibi bu dört isimde de harfle dahi olsa sesli yakarışlar, davetler olmaz.



Güzel isimler O’nundur, onunla çağırınız.” (Araf, 180)



ON İKİ İLAHİ İSİM ise “LA İLAHE İLLALLAH” cümlesinin esasına dayanır. Çünkü bu cümlenin harfleri “on iki”dir.



Revani/Nurani Ruh melekler âlemine şahitlik eder. Gördüğü şeylerin bir kısmı cennetler ve içinde bulunan nimetlerle meleklerdir. Konuşması iç âleme dair olur. İlahi isimlerin derin anlamını düşünür. Ötelerden haber verir. Ahiretteki yeri ise Naim cennetidir.





SULTANİ RUH:



Bu Ruhun kendini geliştirdiği yer kalp’te “Fuad/Yücelik” denilen yerdir. Bu Ruhun marifeti varlıkların, “yaratılanların ve olayların içinde saklı olan gerçek nedenleri, hakikatleri bilmesidir.” Bu ruhun gücünü aldığı kendini geliştirdiği işe gelince “kalb dili” ile yalvarılan ilahi isimlerin hepsidir. Öbür âlemdeki mekânı FİRDEVS cennetidir.





Ve “KUDSİ RUH”



Bu ruh’u hali şu kutsi hadisle anlatılır:

İnsan benim sırrım ben de insanın sırrıyım.”Bu Ruh’un gücünü aldığı kaynak “hakikat ilmidir”. Bu ilim aynı zamanda Allah’ın tekliği ile ilgili sırlara ulaşmakla ilgili ilimdir. Kendini geliştirdiği işe gelince Allah’n Birliğini ve tekliğini anlatan isimlere devamdır. Burada gizli yakarışlar esastır. Bu ruhun ötelere bakışı “sır gözü” iledir. Allah’ın “cemal” ve “celal” sıfatlarını görür.



Durak yerine gelince o da “SIR”dır.



Değerli okuyucularımızın bu konuya kitabımızın dışında ilgi göstermeleri halinde bu Ruh’un Kuran’ı Kerim’de pek az kişiye verildiği ilgili ayetlere dikkat etmelerini ve birçok tefsircinin bu Ruhla kastedilenin dört büyük melekten Cebrail olduğunu söylemelerine rağmen nacizhane Hz. İsa ile ilgili ayette de O’na “Ruh’ül Kudüs” verdik ifadesine dikkat etmelerini ona göre düşünmelerini öneririz.



Ayrıca değerli okurlarımıza şu düşüncemi de iletmek isterim: Kitle psikolojisinde Milli ve manevi konularda zaman zaman atalarımızın “Hissi Müşterek dediği şekilde “ortak tavır/hal” alma hali belirir. Bendeniz bu durumun yukarıda adı geçen “Kudsi Ruh’ sayesinde oluştuğunu sanıyorum.



Yani ortada “bir mıknatıs ve çevresinde toplanan milyonlarca kılıç, kalkan,”  İnşaallah teşbihte hata olmamıştır(!) Şüphesiz hakikati sadece YARADAN layıkıyla bilir!..



Selametle kalınız…



HAKAN YILMAZ ÇEBİ
Halk Bilimci